Ana Sayfa KALEMİMDEN DÖKÜLENLER Ayakkabıdan Kurban Olur mu?

Ayakkabıdan Kurban Olur mu?

0

“Ayakkabıdan Kurban Olur mu?”

Saçma bir soru değil mi?

Malum, her sene olduğu gibi kurban bayramı yaklaşınca ortaya atılan zihin bulandırma maksatlı tartışma konuları olur. Geçtiğimiz yıllarda da prof unvanlı Beyaz saçlı biri bu konuda bir şeyler söylemişti de “Ayakkabıdan kurban olur” şeklinde anlaşılmıştı.

Aslında demek istediği şuydu garibimin: “İlla kurban kesmek zorunda değilsiniz. Kurban kesmek yerine kurban parasıyla ayakkabı alıp yoksullara dağıtsanız da olur.”

Peki olur mu? Ayakkabı dağıtmak kurban kesmek yerine geçer mi?

Biraz fikir yürütelim…

İnsanoğlunun madde ve mana olmak üzere iki boyutu var malum. Biz bunlara beden ve ruh diyoruz. İnsanın tam anlamıyla sağlıklı ve mutlu olabilmesi için her ikisine de iyi bakması lazım. Zira biri sağlıklı diğeri hasta ise hastalığın diğerine de sirayet edeceği kesin. Beden de ruh da bize emanet. Dolayısıyla bedene iyi baktığımız gibi ruha da iyi bakmamız gerekiyor.

Beden sağlığı için alınması gereken çeşitli vitaminler var. Doktorlar ve diyetisyenler her vitaminden vücudun ihtiyacı oranınca alınmasını tavsiye ediyorlar.

Her ne kadar dengesiz beslensek de bedeni beslemede sorunumuz yok zaten. O işi çok iyi biliyoruz maşallah…

Peki ruhu nasıl besleyeceğiz? Ruhun gıdası ne?

Bazıları “müzik ruhun gıdasıdır” dese de bence yalan. Evet, müzik ruh için faydalı bir şeydir fakat ruhun asıl gıdası, ruhun ihtiyaç duyduğu vitaminler ibadetlerdir. İbadetsiz kalan ruhun sağlığı bozulur. Zira vitaminsiz beden ne ise ibadetsiz ruh da odur.

Sağlıklı bir ruh için alınması gereken ruh vitaminlerinin çeşitlerini ve alınması gereken asgari miktarlarını Yüce Yaratıcı belirlemiş. Şöyle ki:

Namaz vitamini günde beş vakit, oruç vitamini senede bir ay, gücün yeterse yılda bir kez zekat ve kurban vitamini, yine gücün yeterse ömürde bir kez hac vitamini alınacak.

Asgari miktarlar bu şekilde: Hz. Peygamber “Ben bunları yaparım fakat ilave etmem” diyen bedeviye bunları yaptığı takdirde cennete gideceğini buyurmuş. Düşünün, vitamin aldık diye bir de ödül veriyorlar…

Ne demiş Nasreddin Hoca: “Ye kürküm ye.” Gideceğin yerde daha bir itibar göreyim istiyorsan ruha daha çok vitamin vermelisin. Alınması gereken vitaminleri nafilelerle fazla fazla alabileceğin gibi, infak vitamini, sadaka vitamini (her iyilik sadakadır), umre vitamini gibi vitaminlerle takviye yapabilirsin. Böyle olursa gittiğin yerde daha iyi karşılanır, Allah katında muteber bir insan olursun.

Peki vitaminler hiç birbirinin yerine geçer mi?

Beden sağlığı için A vitamini gerekiyorsa A vitamini alınmalı değil mi? Ben D alayım A’nın yerini tutsun denir mi? Denmez. Ruh sağlığı için alınması gereken vitaminler de böyledir işte. Namaz vitamini alınması gerekiyorsa “Ben onun yerine sadaka vitamini alayım” diyemeyiz. İşte konu başlığımızdaki sorunun cevabı budur. Sadaka vermek kurban kesmenin yerine geçemez. Hiçbir ibadet bir diğerinin yerini tutmaz.

Bazıları diyor ki “Hacca/umreye bir sefer gittin, neden bir daha gidiyorsun. Onun yerine sadaka versene.”

Aslında dediği şey portakal yemekten hoşlanan adama kabak ye demek gibi bir şey.

Kişi portakal yemeyi çok sever, günde bir portakallık C vitamini yeterken o üç portakal yer. “Bir tane portakal yedin, fazla yeme onun yerine kabak ye” demek ne kadar anlamsız ve yanlışsa umre vitaminini almaktan haz alan adama, “Bir sefer aldığın yeter, biraz da infak vitamini al” demek de o kadar anlamsız ve yanlıştır.

Son olarak şunu söyleyelim. Mevlana’nın güzel bir sözü var: “Vücuda yağlı ballı şeyleri az ver. Çünkü tenini besleyen nefsani arzulara düşüyor ve sonunda rezil olup gidiyor. Olgun düşünüş ve ince kavrayış için ruhuna gıdalar manevi gıdalar sun ki gideceği yere kuvvetli gitsin.” Bedene gerektiğinden fazla gıda sunanın hem beden sağlığı bozuluyor hem de nefsi azdığı için ruhun gıda ihtiyacını karşılamasını engelleyerek ruh sağlığı bozuluyor. Demek ki bedene de ruha da gerektiği kadar gıda vermek şart. Mevlana diğer âleme gideceği için özellikle ruhu aç bırakmamak gerektiğini söylemiş.

Aman ruhunuzu aç bırakmayın…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here