Tüm İbadetler Bir Arada Özet

Abdullah TAT hocanın hazırladığı tüm ibadetler hakkında aşağıdaki şekilde 2 sayfadan müteşekkil özet bilgiler bulacağınız güzel bir ders notu indirmek için aşağıdaki butonu tıklayınız.

İçeriği aşağıdaki gibidir.

(Tum Ibadetler Ozet)
(25.6 KiB boyutunda, 668 kez indirildi)

AB­DEST

Ab­des­tin Ta­ri­fi ve Ma­hi­ye­ti: Ab­dest İslâm’da ba­zı iba­det­le­rin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si için ya­pı­lan ve biz­zat ken­di­si de iba­det olan te­miz­len­me şek­li­dir.

Ab­des­tin Farz­la­rı:  “Ey iman eden­ler, na­ma­za kal­ka­ca­ğı­nız za­man yüz­le­ri­ni­zi ve dir­sek­le­ri­niz­le bir­lik­te el­le­ri­ni­zi yı­ka­yın. Ba­şı­nı­zı mes­he­din. Her iki to­pu­ğu­nuz­la bir­lik­te ayak­la­rı­nı­zı da (yı­ka­yın)…” Maide suresi 6. Âyette şu dört farz be­lir­len­mek­te­dir:

1) Yü­zü Yı­ka­mak 2) Kol­la­rı Yı­ka­mak 3) Ba­şa Mes­het­mek 4) Ayak­la­rı Yı­ka­mak

Ab­des­tin sün­net­le­ri şun­lar­dır:

1) Ni­yet et­mek,  Ab­des­te “Eûzü” ve “bes­me­le” ile baş­la­mak.

2) Ab­des­te baş­lar­ken ön­ce te­miz olan el­le­ri bi­lek­le­re ka­dar yı­ka­mak.

3) Maz­ma­za ve İs­tin­şak: El­le­ri yı­ka­dık­tan son­ra ön­ce üç de­fa ağı­za su alı­nıp çal­ka­lan­ma­sı ve dı­şa­rı atıl­ma­sı­na “maz­ma­za”, üç de­fa da bu­ru­nun yu­mu­şa­ğı­na ka­dar su alın­ma­sı­na ise “is­tin­şak” de­ni­lir.

4) Mis­vak Kul­lan­mak:

5) Ter­ti­bi gö­zet­mek: (Şâfiî ve Hanbelîlere gö­re ab­dest­te sı­ra­nın gö­ze­til­me­si farz­dır.)

6) Ab­des­te sağ ta­raf­lar­dan baş­la­mak ve Ab­dest uzuv­la­rı­nı üçer de­fa yı­ka­mak

7) Par­mak­la­rı ve varsa sakalı hilâllemek.

8) Ba­şın ta­ma­mı­nı bir su ile mesh etmek, Ku­lak­la­rı ve Boy­nu mesh etmek:

9) Ab­dest uzuv­la­rı­nı, üze­ri­ne dö­kü­len su ile ov­mak,

10) Ab­dest uzuv­la­rı­nı ara ver­mek­si­zin yı­ka­mak:

Ab­des­ti Bo­zan Du­rum­lar:

1) Ön­den ve­ya ar­ka­dan si­dik, dış­kı, kan, menî, mezî, vedî gi­bi bir necâsetin ve­ya her­han­gi bir sı­vı­nın çık­ma­sı.

2) Ar­ka ta­raf­tan yel çık­ma­sı.

3) Ya­ra­dan çı­kan irin ve sa­rı su hak­kın­da da hü­küm böy­le­dir.

4) Ağız do­lu­su kus­mak:

5) Ak­lın id­rak gü­cü­nü gi­de­ren du­rum­lar ab­des­ti bo­zar. Uyu­mak, ba­yıl­mak, akıl has­ta­sı ol­mak, sar­hoş­luk ve­ya sara nö­be­ti bun­lar ara­sın­da sa­yı­la­bi­lir.

6) Na­maz­da kah­ka­ha ile gül­mek. Kah­ka­ha; ki­şi­nin, ya­kı­nın­da bu­lu­nan­lar ta­ra­fın­dan du­yu­la­cak şe­kil­de gül­me­si­dir..

7) Cin­sel te­mas­ta bu­lun­mak.

8) Mest­ler üze­ri­ne meshten iti­ba­ren mukîm için bir gü­nün, yol­cu için üç gü­nün geç­miş ol­ma­sı ve­ya bun­la­rın be­lir­ti­len sü­re­le­rin için­de ayak­tan çı­ka­rıl­ma­sı.

9) Özür­lü olan kim­se­nin al­dı­ğı ab­dest­te, na­maz vak­ti­nin çık­ma­sı.

10) Te­yem­müm yap­mış olan kim­se­nin su­ya ulaş­ma­sı. Bu son üç mad­de ay­rı­ca ken­di ko­nu­la­rı için­de in­ce­le­ne­cek­tir.

 Ab­des­ti Boz­ma­yan Du­rum­lar:

1) Ki­şi­nin vü­cu­ttan çı­kan kan, irin ve­ya sa­rı su, çı­kış ye­ri­nin çev­re­si­ne ya­yıl­ma­yıp, bir dam­la ha­lin­de ka­lır­sa ab­des­ti boz­maz.

2) Ka­buk bağ­la­mış bir ya­ra­nın kan çık­mak­sı­zın ka­bu­ğu­nun düş­me­si.

3) Ma­ya­sıl ru­tu­be­ti ve par­mak ara­la­rın­da­ki pi­şik­lik.

4) Ağız do­lu­su ol­ma­yan ku­sun­tu.

5) Isı­rı­lan el­ma ve­ya ay­va gi­bi sert bir mey­ve üze­rin­de ya­hut kul­la­nı­lan mis­vak­ta gö­rü­lüp akı­cı­lı­ğı bi­lin­me­yen kan ese­ri.

6) Oturarak veya na­maz­da iken uyu­mak.

7) Namazda gü­lüm­se­me, ab­des­ti de na­ma­zı da boz­maz. An­cak yal­nız ken­di­si­nin işi­te­bi­le­ce­ği de­re­ce­de­ki gül­me ab­des­ti de­ğil­se de na­ma­zı bo­zar.

8) Ağ­la­mak da ab­des­ti boz­maz.

 

BOY AB­DES­Tİ (GU­SÜL)

Gasl; yı­ka­mak, gusl ve iğ­ti­sal; gus­let­mek, yı­kan­mak, de­mek­tir. Şer’î bir te­rim ola­rak; bü­tün vü­cu­dun özel bir şe­kil­de yı­kan­ma­sı­nı ifa­de eder.

Gus­lü ge­rek­ti­ren hal­ler:

a) Cü­nüp­lük: Cinsî mü­na­se­bet, ih­ti­lam ve ne şe­kil­de olur­sa ol­sun me­ni­nin vücûd dı­şı­na çık­ma­sı boy ab­des­ti­ni ge­rek­ti­rir.

b) Ha­yız ve ni­fas (lo­hu­sa­lık): Ha­yız ve ni­fas ha­li so­na erin­ce gu­sül farz olur.

c) Ce­na­ze­ye gu­sül ab­des­ti al­dır­mak: Şe­hit ol­ma­yan ve­ya cü­nüp bulun­ma­yan müs­lü­man ölü­nün boy ab­des­ti al­dı­rıl­ma­sı İslâm top­lu­mu­na yük­le­ti­len kifâî bir farz­dır.

Gus­lün farz­la­rı:

Gus­lün farz­la­rı bi­rer de­fa ağ­zı, bur­nu ve bü­tün vü­cu­du yı­ka­mak ol­mak üze­re üç ta­ne­dir.

a) Ağız ve bur­nu yı­ka­mak (maz­ma­za ve is­tin­şak):

b) Bü­tün vücudun su ile yı­kan­ma­sı:

Cü­nüp ve cü­nüp hük­mün­de olan için ha­ram olan şey­ler:

Cü­nüp, ay ha­li gö­ren ve­ya lo­hu­sa olan için na­maz kıl­mak, ta­vaf yap­mak, Kur’an-ı Ke­rim oku­mak ve mes­ci­de gir­mek de ca­iz de­ğil­dir. 

 

TE­YEM­MÜM 

Te­yem­müm su bu­lun­ma­dı­ğı ve­ya bu­lu­nup da kul­la­nı­la­ma­dı­ğı tak­dir­de, te­miz olan top­ra­ğa sü­rü­len el­ler­le yü­zü ve dir­sek­le­re ka­dar kol­la­rı mesh etmektir. Ay­rı­ca bu işin, ab­dest­siz­li­ği gi­der­mek ni­ye­tiy­le ya­pıl­ma­sı da ge­rek­li­dir. Te­yem­müm şöy­le ya­pı­lır: Ab­dest­siz olan ve­ya gu­sül yap­ma­sı ge­re­ken kim­se, iki eli­ni top­rak cin­sin­den te­miz bir şe­ye bir ke­re vu­rup bu­nun­la yü­zü­nü mes­he­der. Son­ra iki eli­ni bir da­ha vu­rup, bu­nun­la da dir­sek­le­ri­ne ka­dar iki eli­ni mes­he­der. Ve bu işi ab­dest­siz­li­ği gi­der­mek ve­ya na­maz kıl­mak ya­hut ta­ha­ret­siz ge­çer­li ol­ma­yan baş­ka bir iba­det­te bu­lun­mak ni­ye­tiy­le ya­par. Bu du­ru­ma gö­re, te­yem­mü­mün farz­la­rı bir ni­yet ile iki mesh­den iba­ret­tir. Te­yem­müm; ab­des­tin ve gu­sül ge­rek­ti­ren du­rum­lar­da gus­lün ye­ri­ni tu­tar. Te­yem­mü­mün se­bep­le­ri şun­lar­dır:

1) Ab­dest ve­ya gus­le ye­te­cek ka­dar su bu­la­ma­mak.

2) Su­yu kul­lan­ma­ya gü­cü yet­me­mek:

3) Has­ta­lık ve­ya iyi­leş­me­nin ge­cik­me­si:

4) Su­yun aşı­rı de­re­ce­de so­ğuk ol­ma­sı:

Te­yem­mü­mü Bo­zan Şey­ler:

Aşa­ğı­da­ki du­rum­lar­da te­yem­müm ab­des­ti bo­zu­lur:

1) Ab­dest ve gus­lü bo­zan her şey te­yem­mü­mü de bo­zar.

2) Te­yem­müm et­me­yi mü­bah kı­lan öz­rün kay­bol­ma­sı.

3) Su­yu gör­mek ve­ya bir de­fa bi­le ol­sa ye­ter­li mik­tar­da su kul­la­na­cak gü­cü el­de et­mek te­yem­mü­mü bo­zar.

 

NAMAZ

NA­MAZ VA­KİT­LE­Rİ

A – Sa­bah Na­ma­zı­nın Vak­ti: İkin­ci fec­rin doğ­ma­sın­dan gü­ne­şin doğ­ma­sı­na ka­dar olan sü­re, sa­bah na­ma­zı­nın vak­ti­dir.

B – Öğ­le Na­ma­zı­nın Vak­ti: Öğ­le vak­ti, gü­ne­şin gök­yü­zün­de çık­tı­ğı en yük­sek nok­ta­dan ba­tı­ya doğ­ru mey­let­me­siy­le baş­lar ve her şe­yin göl­ge­si­nin bir mis­li uza­ma­sı­na ka­dar de­vam eder.  Cu­ma na­ma­zı­nın vak­ti de, tam öğ­le na­ma­zı­nın vak­ti gi­bi­dir.

C – İkin­di Na­ma­zı­nın Vak­ti: İkin­di vak­ti, öğ­le vak­ti­nin çık­tı­ğı an­dan iti­ba­ren baş­lar ve gü­ne­şin bat­ma­sı ile son bu­lur.

D – Ak­şam Na­ma­zı­nın Vak­ti: Ak­şam na­ma­zı­nın vak­ti, gü­neş yu­var­la­ğı­nın tam ola­rak bat­ma­sıy­la baş­lar ve şa­fa­ğın kay­bol­ma­sı ile so­na erer.

E – Yat­sı Na­ma­zı­nın Vak­ti: Yat­sı­nın vak­ti, kır­mı­zı şa­fa­ğın kay­bol­du­ğu an­dan iti­ba­ren baş­lar ve ikin­ci fec­rin doğ­ma­sı­na ka­dar de­vam eder. Vi­tir na­ma­zı­nın vak­ti­nin baş­lan­gı­cı, yat­sı na­ma­zın­dan son­ra­dır. Vit­rin so­nu ise, ikin­ci fec­rin doğ­ma­sın­dan bi­raz ön­ce­ye ka­dar­dır.

NAMAZIN FARZLARI

Na­ma­zın farz­la­rı on iki­dir. Bun­lar­dan al­tı­sı da­ha na­ma­za baş­la­ma­dan bu­lun­ma­sı ge­re­ken farz­lar olup şun­lar­dır:

A-NA­MA­ZIN ŞART­LA­RI:

1) Ha­des­ten te­miz­len­me, Ab­dest­siz­lik, cü­nüp­lük, ha­yız ve­ya lo­hu­sa hal­le­rin­de bu­lun­ma­ya “ha­des hâli” de­nir. Ab­dest­siz­lik kü­çük ha­des, di­ğer­le­ri bü­yük ha­des­tir. Kü­çük ve­ya bü­yük ha­des­den te­miz­len­mek ab­dest al­mak, yı­kan­mak ve­ya te­yem­müm et­mek­le olur.

2) Ne­ca­set­ten te­miz­len­me,  Na­maz­dan ön­ce be­den­de son­ra, el­bi­se­de ve­ya na­maz kı­lı­na­cak yer­de bu­lu­nan pis­li­ği te­miz­le­mek ge­re­kir

3) Av­ret ye­ri­ni ört­mek,

4) Kıb­le­ye yö­nel­mek,

5) Va­kit,

6) Ni­yet. Al­lah Teâlâ için na­maz kıl­ma­yı di­le­mek ve han­gi na­ma­zın kı­lı­na­ca­ğı­nı bil­mek­tir.

 B-NA­MA­ZIN RÜ­KÜN­LE­Rİ

1) İf­ti­tah tek­bi­ri, Namaz kılan kişinin “Allahu Ekber” demesine “iftitah tekbiri” denir.

2) Kı­yam, (Namazda ayakta durmak)

3) Kı­ra­at, (Namazda Kur’an okumak)

4) Rukû, (Eğilmek)

5) Sücûd, (Secdeler yapmak)

6) Kade-i Ahire, (Son otu­ruş “et-Tehiyyâtü”yü oku­ya­cak ka­dar bir sü­re otur­mak)

NA­MA­ZIN VA­CİP­LE­Rİ:

1) Na­ma­za baş­lar­ken “Al­la­hü Ek­ber” de­nil­me­si va­cip­tir.

2) Na­maz­lar­da “Fâtiha” Sûresini oku­mak va­cip­tir.

3) Farz na­maz­la­rın ilk iki rek’atın­da Fa­ti­ha’dan son­ra, baş­ka bir su­re ve­ya bir mik­tar ayet-i ke­ri­me ila­ve et­mek va­cip­tir.

4) Vi­tir na­ma­zın­da ku­nut du­a­sı oku­mak

5) Sec­de­de alın ile bir­lik­te bur­nu da ye­re koy­mak va­cip­tir.

6) Üç ve­ya dört re­kat­lı na­maz­lar­da bi­rin­ci otu­ruş va­cip­tir.

7) Na­maz­la­rın her otu­ru­şun­da  ta­hiy­ya­tı oku­mak va­cip­tir.

8) Na­ma­zın farz­la­rın­da ter­ti­be ri­a­yet et­mek va­cip­tir.

9) Na­maz için­de oku­nan sec­de aye­tin­den do­la­yı tilâvet sec­de­sin­de bu­lun­mak va­cip­tir.

10) Na­maz­da, ya­nı­lmadan do­la­yı se­hiv sec­de­si yap­mak va­cip­tir.

11) Na­maz­la­rın so­nun­da selâm ver­mek.

 NA­MA­ZIN SÜN­NET­LE­Rİ:

1) Namazlar için ezan ve ka­met oku­mak sün­net­tir.

2) İf­ti­tah tek­bi­ri için el­le­ri yu­ka­rı­ya kal­dır­mak sün­net­tir.

3) Sübhâneke oku­mak sün­net­tir

4) Fa­ti­ha’dan son­ra giz­li­ce “âmîn de­nil­me­si sün­net­tir.

5) Rukû ve sec­de­ye eği­lip kal­kar­ken alı­nan tek­bir­ler sün­net­tir.

6) Rukûdan doğ­ru­lur­ken; “Se­mi­al­la­hü li­men ha­mi­deh”, ar­ka­sın­dan da; “Rabbenâ le­ke’l-hamd” de­nil­me­si sün­net­tir.

7) Rukû ve sec­de tes­bih­le­ri sün­net­tir.

8) Otu­ruş­lar­da ta­hıy­ya­tı okur­ken “Lâ ilâhe” de­ni­lin­ce, sağ elin şa­ha­det par­ma­ğı kal­dı­rı­lıp, “İllâllah” de­nir­ken in­di­ril­me­si sün­net­tir.

9) Namazların son otu­ruş­la­rın­da, gay­ri mü­ek­ked sün­net­ler ile di­ğer na­fi­le na­maz­la­rın da her otu­ru­şun­da ta­hıy­yat­tan son­ra “salli ve barik” dualarını okumak sün­net­tir.

Na­ma­zı Bo­zan Şey­ler:

1)  Na­maz­da Ko­nuş­mak:

2) Ye­mek – İç­mek:

3)  Peşpeşe çok iş gör­mek (amel-i ke­sir):

4) Kıb­le­ye sır­tı­nı çe­vir­mek:

5) Av­ret ye­ri­nin açıl­ma­sı:

6) Na­maz kıl­mak­ta olan kim­se­nin ab­des­ti­nin bo­zul­ma­sı:

7) Kah­ka­ha ile gül­mek:

8) Ba­yıl­mak, çıl­dır­mak: Bu du­rum­lar­da, ar­tık ira­de yok ola­ca­ğı için na­maz bo­zu­lur.

9) Na­ma­zın bir rük­nü­nü veya bir şar­tı­nı   terk etmek

10) Bir rük­nü imam­dan ön­ce yap­mak:

11) Ara­da boş­luk ol­mak­sı­zın er­ke­ğin ka­dın­la    ay­nı hi­za­da na­maz kıl­ma­sı:

12) Te­yem­müm­le na­maz kı­lan ki­şi­nin su­yu gör­me­si:

13) Na­maz ta­mam­lan­ma­dan bi­le­rek selâm ver­mek:

Se­hiv Sec­de­si:

Se­hiv; bir şey­de ya­nıl­mak, onu bil­me­ye­rek ter­ket­mek de­mek­tir. Ya­nı­la­rak na­ma­zın rü­kün­le­rin­den bi­ri­si­ni te­hir ve­ya bir va­ci­bi terk ya­hut te­hir ha­lin­de, na­ma­zın so­nun­da ya­pıl­ma­sı ge­re­ken sec­de­le­re “se­hiv sec­de­si” de­nir. Ya­pı­lı­şı şöy­le­dir: Bir rük­nün te­hi­ri ve­ya bir va­ci­bin terk ya­hut te­hi­ri ha­lin­de son otu­ruş­ta yal­nız ta­hiy­yat okun­duk­tan son­ra iki ta­ra­fa se­lam ve­ri­lir, da­ha son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek sec­de­ye va­rı­lıp, üç ke­re “Süb­ha­ne Rab­bi­ye’l-a’la” oku­nur, son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek otu­ru­lur, bir tesbîh mik­ta­rı cel­se­den son­ra ye­ni­den “Al­la­hu ek­ber” di­ye, ikin­ci sec­de­ye va­rı­lır, yi­ne üç de­fa “Süb­ha­ne Rab­bi­ye’l-a’la” okun­duk­tan son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek otu­ru­lur. Ta­hiy­yat, Sal­li-Ba­rik ve Rab­be­na ati­na du­a­la­rı okun­duk­tan son­ra ön­ce sağ ta­ra­fa, son­ra da sol ta­ra­fa se­lam ve­ri­lir.

YOL­CU VE YOL­CU­NUN NA­MA­ZI

 A- Seferîliğin Ma­hi­ye­ti:

Se­fer yol­cu­luk de­mek­tir. İslâmî bir te­rim ola­rak yol­cu­luk be­lir­li bir me­sa­fe­ye git­mek olup, or­ta bir yü­rü­yüş­le üç gün­lük, ya­ni on se­kiz sa­at­lik (90 km) bir me­sa­fe­den iba­ret­tir. Va­ta­nın­da ve­ya o hü­küm­de­ki bir yer­de otu­ran kim­se­ye “mukim”, bu­ra­dan çı­kıp en az on sekiz sa­at­lik me­sa­fe­ye git­me­ye baş­la­mış olan kim­se­ye de “misafir (yol­cu)” de­nir.

 B- Seferîliğin Hü­küm­le­ri:

Yol­cu­lar için bir kı­sım ko­lay­lık­lar, ruh­sat­lar ge­ti­ril­miş­tir. Ra­ma­zan­da yol­cu­luk­ta bu­lu­nan için oru­cu­nu ge­ri bı­rak­ma­sı mubahtır. Yol­cu­nun mesh sü­re­si üç gün üç ge­ce­dir. Yol­cu dört re­kat­lı farz na­maz­la­rı­nı iki­şer re­kat ola­rak kı­lar. Bu­na “kas­rı salât” de­nir.

C- Misafirliğin So­na Er­me­si:

Aslî va­ta­na dö­nüp gelmekle yol­cu­luk ha­li so­na erer. Bu­ra­da otur­ma­ya ni­yet edil­me­se de so­nuç de­ğiş­mez.

 

ORU­Ç

Oru­cun Vak­ti: Oru­cun vak­ti, ikin­ci fe­cir­den gü­ne­şin bat­ma­sı­na ka­dar olan sü­re­dir.

Oru­cun Farz Ol­ma­sı­nın Şart­la­rı:

1- Müs­lü­man Ol­mak:

2- Er­gin­lik Ça­ğın­da ve Akıl­lı Ol­mak:

3- Oruç tut­ma­ya gü­cü yet­mek ve mu­kim ol­mak:

Oru­cun Sıh­ha­ti­nin Şart­la­rı:

Oru­cun sa­hih ol­ma­sı için üç şar­tın bu­lun­ma­sı ge­re­kir. Ha­yız ve ni­fas­lı bu­lun­ma­mak, ni­yet ve oru­cu bo­zan hal­ler­den uzak ol­mak.

Oruç Tut­ma­ma­yı Mubah Kı­lan Özür­ler:

Aşa­ğı­da­ki se­bep­ler­den do­la­yı oruç tut­ma­mak ve­ya tu­tul­muş bir oru­cu aç­mak mubahtır.

1) Se­fer-Yol­cu­luk: Ra­ma­zan­da en az üç gün­lük, ya­ni on se­kiz sa­at­lik bir ye­re gi­de­cek kim­se ge­ce­den oru­ca ni­yet et­me­ye­bi­lir.

2) Has­ta­lık: Bir kim­se oruç tut­tu­ğu tak­dir­de öl­mek­ten ve­ya has­ta­lı­ğı­nın art­ma­sın­dan ve­ya uza­ma­sın­dan ya­hut ak­lı­nın git­me­sin­den kor­kar­sa, oruç tut­ma­ya­bi­lir ve­ya tut­mak­ta ol­du­ğu oru­cu aça­bi­lir. Da­ha son­ra iyi olun­ca bu­nu yal­nız ka­za eder.

3) Ge­be­lik ve ço­cuk em­zir­mek: Ra­ma­zan’da ge­be ve­ya em­zik­li olan ka­dın­la­rın ken­di­le­ri­ne ya­hut ço­cuk­la­rı­na bir za­rar gel­me­sin­den kork­ma­la­rı ha­lin­de oruç tut­ma­ma­la­rı mü­bah­tır. Da­ha son­ra ka­za eder­ler.

4) Yaş­lı­lık:  Yı­lın bü­tün mev­sim­le­rin­de oruç tut­mak­tan aciz olan çok yaş­lı er­kek ve ka­dın­la­rın oruç tut­ma­ma­la­rı icmâ ile ca­iz­dir. Bun­la­rın oruç­la­rı­nı ka­za et­me­le­ri de ge­rek­mez. Çün­kü oruç tu­ta­bi­le­cek du­rum­da de­ğil­dir­ler. Bun­la­rın tu­ta­ma­dık­la­rı her gün için bir yok­su­lu do­yu­ra­cak ka­dar fid­ye ver­me­le­ri ge­re­kir.

5) Düş­man­la ci­had: Ra­ma­zan ayın­da düş­man­la sa­va­şa­cak olan bir İslâm as­ke­ri, düş­man kar­şı­sın­da za­yıf dü­şe­ce­ğin­den kor­kar­sa oruç tut­ma­ya­bi­lir. ken­di­si­ne yal­nız ka­za ge­re­kir.

6) Ha­yız ve ni­fas ha­li: Bir ka­dın Ra­ma­zan’da  âdet gör­me­ye baş­la­sa ve­ya ço­cuk do­ğur­sa oru­cu bo­zul­muş olur. Ar­tık âdet gün­le­rin­de ve lo­hu­sa bu­lun­duk­ça oruç tut­ma­sı ca­iz ol­maz.

Oru­cu Boz­du­ğu Hal­de Yal­nız Ka­za­yı Ge­rek­ti­ren   Du­rum­lar:

1) Bes­len­me ve­ya te­da­vi ol­ma, ama­cı ta­şı­ma­yan bir şe­yi vü­cu­da gir­dir­mek oru­cu bo­zar ve yal­nız ka­za­yı ge­rek­ti­rir.

2 ) Oruç­lu kim­se­nin bir gı­da mad­de­si­ni ve­ya bir ilâcı şer’î özür se­be­biy­le al­ma­sı yal­nız ka­za­yı ge­rek­ti­rir. Has­ta­lık, yol­cu­luk, ikrâh, ha­ta, ih­mal ve­ya şüp­he şer’î özür­ler­den­dir. Bu du­rum­lar se­be­biy­le ye­mek ye­mek ve­ya oru­cu bo­za­cak şe­kil­de ilâç kul­lan­mak ka­za­yı ge­rek­ti­rir, kef­fa­ret ge­rek­mez.

Oru­cu Bo­zup Hem Ka­za Hem Keffâret  Ge­rek­ti­ren Du­rum­lar :

1) Şer’î bir özür ol­mak­sı­zın gı­da ve­ya gı­da özel­li­ği ta­şı­yan her tür­lü mad­de­yi bi­le­rek al­mak.

2) Cin­sî münasebet

 ORU­CU BOZ­MA­YAN DURUMLAR:

1) Unu­ta­rak ye­mek, iç­mek ve­ya cin­sel te­mas­ta bu­lun­mak.

2) Bir kim­se cü­nüp ola­rak sa­bah­la­sa ve cü­nüp­lük gün bo­yun­ca de­vam et­se de oru­cu boz­maz.

3) Gö­ze ilâç dam­lat­mak ve­ya sür­me çek­mek oru­cu boz­maz.

4) Kan al­dır­mak ve­ya ha­ca­mat yap­tır­mak oru­cu boz­maz.

5) Su ile ıs­la­tıl­mış ol­sa bi­le oruç­lu iken mis­vak kul­lan­mak – diş fırçalamak orucu bozmaz.

6) Ağza ve bu­ru­na su ve­re­rek çal­ka­la­mak ve süm­kür­mek oru­cu bozmaz.

7) Se­rin­le­mek için yı­kan­mak, yüz­mek oru­cu boz­maz.

8) De­di­ko­du yap­mak, ya­lan söy­le­mek vb bir ha­ra­mı iş­le­mek oru­cu boz­maz. An­cak bun­la­rı ya­pan günahkâr olur.

9) Bo­ğa­za du­man ve­ya un, top­rak ya­hut kum toz­la­rı, si­nek ve­ya ilâçların ta­dı­nın gir­me­si, eğer oruç­lu­nun ken­di is­te­ği ve zor­la­ma­sı ile ol­ma­mış­sa oru­cu boz­maz.

10) Diş çek­tir­mek de oru­cu boz­maz. An­cak kan ve­ya ilaç­tan hiç bir şe­yi yut­ma­mak ge­re­kir.

11) Diş­ler ara­sın­da ka­lan no­hut ta­ne­sin­den az olan ye­mek ka­lın­tı­la­rı­nı yutmak

12) İğ­ne yaptır­mak Ebû Yu­suf ve İmam Mu­ham­med’e gö­re oru­cu boz­maz.

13) Gül, çi­çek, esans, misk gi­bi gü­zel ko­ku­la­rı kok­la­mak oru­cu boz­maz.

 Oru­cun Ka­za­sı: Ra­ma­zan’dan bir ve­ya da­ha faz­la gün oruç tut­ma­yan kim­se­le­rin bun­la­rı ka­za et­me­le­ri ge­rekir. Tut­ma­ma, has­ta­lık, yol­cu­luk, ha­yız, ni­fas ve ben­ze­ri özür­ler se­be­biy­le, ya­hut kas­den ve­ya ya­nı­la­rak ni­ye­ti terk et­mek sûretiyle ola­bi­lir.

Oruç Keffâreti: Ra­ma­zan oru­cu­nu bi­le­rek ve özür­süz ola­rak bo­zan bir mü­kel­le­fin müs­lim ve­ya gay­ri müs­lim bir kö­le ve­ya ca­ri­ye azat et­me­sin­den, bu­na gü­cü yet­mez­se iki ay peş­pe­şe oruç tut­ma­sın­dan, bu­na da gü­cü yet­mez­se alt­mış fa­ki­re ye­mek ye­dir­me­sin­den iba­ret bir keffâret çe­şi­di­dir.

Oruç Fid­ye­si: Hiç bir şe­kil­de oruç tut­ma­ya gü­cü yet­me­yen­le­re fid­ye ver­mek va­cip olur. Bun­lar­da çok yaş­lı veya iyileşme ihtimali olmayan hasta kimslerdir. Bu gi­bi kim­se­ler oruç tut­ma­ya­rak her gün için bir yok­su­lu do­yu­rur­lar ve­ya fid­ye­yi na­kit pa­ra ya­hut mal ola­rak ve­re­bi­lir­ler.

 

ZEKÂT

Zekâtın Ta­ri­fi: Zekât söz­lük­te; be­re­ket, te­miz­lik, üre­me, ço­ğal­ma, art­ma ve öv­me an­lam­la­rı­na ge­lir. Şer’î bir te­rim ola­rak zekât şöy­le ta­rif edi­lir: Bel­li mal tür­le­ri­nin be­lir­li bir bö­lü­mü­nü, Al­lah Teâlâ’nın be­lir­le­di­ği bir kı­sım Müslümanlara mülk ola­rak ver­mek­tir.

Ni­sap Mik­ta­rı Ma­la Sa­hip Ol­mak:

Te­mel ih­ti­yaç­lar­dan ve borç­tan baş­ka ni­sap mik­ta­rı ve­ya da­ha faz­la bir ma­la mâlik bu­lun­mak ge­re­kir. Bu ka­dar ma­lı ol­ma­yan kim­se­ye zekât farz de­ğil­dir. Ni­sap, İslâm’ın bir şey hak­kın­da­ki öl­çü, sı­nır ve ala­met ta­yin et­miş ol­du­ğu mik­tar­dır. Ser­ve­tin zekâtı ge­rek­ti­ren mik­da­rı­nı ifa­de eder. Zekât ko­nu­sun­da al­tı­nın ni­sa­bı yir­mi mis­kal (80 gram) , gü­mü­şün ni­sa­bı iki yüz dir­hem (560 gram), ko­yun ile ke­çi­nin ni­sa­bı 40, sı­ğır ile man­da­nın ni­sa­bı 30, de­ve­nin ni­sa­bı da 5 ­tir. Ta­rım ürün­le­rin­den de beş vesk (yak­la­şık bir ton) ni­sap ola­rak alın­mış­tır. Bu mik­tar­la­ra ulaş­ma­yan mal­lar için zekât ge­rek­mez.

HAVAİC-İ ASLİYYE (ZORUNLU İHTİYAÇ MADDELERİ)

a) Mes­ken ola­rak kul­la­nı­lan ev, bağ, bah­çe ve ta­rım ya­pı­lan ara­zi­le­rin ken­di­si.

b) Bi­nek ara­cı,

c) Ör­fe uy­gun gi­yim ve ev eş­ya­sı.

d) Bi­lim adam­la­rı­nın özel kü­tüp­ha­ne­si.

e) Bir kim­se­nin ken­di­si­nin ai­le bi­rey­le­ri­nin mas­raf­la­rı.

ZEKÂTA TÂBÎ OLAN MAL TÜR­LE­Rİ VE MİKTARLARI,

1 Al­tın, Gü­müş,Pa­ra­ ve Ticaret Malları 1/40 veya %2,5
2 Koyun ve Keçi 40’tan 120’ye ka­dar bir ko­yun, 121’den 200’e ka­dar iki ko­yun, 201’den 399’a ka­dar üç ko­yun zekât ve­ri­lir.
400 ko­yun için de dört ko­yun zekât ge­re­kir. Bun­dan son­ra her yüz için bir ko­yun da­ha ve­ri­lir.
3 Sığır ve Manda Otuz sı­ğır­dan kırk sı­ğı­ra ka­dar zekât ola­rak iki ya­şı­na gir­miş er­kek ve­ya di­şi bir bu­za­ğı ve­ri­lir.
4 Deve Bi­rer yaş­la­rı­nı bi­tir­miş beş de­ve için bir ko­yun ve­ri­lir.
5 Toprak Ürünleri 1/10
6 Ma­den ve De­fi­ne­ 1/5

ZEKÂTIN VE­Rİ­LE­CE­Ğİ YER­LER

1) Fa­kir­ler: Ni­sap mik­ta­rı ma­lı ol­ma­yan muh­taç kim­se­ler­dir.

2) Mis­kin­ler: Hiç bir şe­ye sa­hip ol­ma­yıp yi­ye­ce­ği ve gi­ye­ce­ği şey­ler için di­len­me­ye muh­taç olan yok­sul kim­se­ler­dir.

3) Zekât iş­le­rin­de ça­lı­şan­lar: Bun­lar zekâtları top­la­mak için gö­rev­len­di­ri­len me­mur­lar­dır.

4) Mü­el­le­fe-i kulûb: Bun­lar kalp­le­ri İslâm’a ısın­dı­rıl­mak is­te­nen kim­se­ler­dir.

5) Kö­le­ler: Hür­ri­ye­ti­ni pa­ra ile sa­tın al­mak is­te­yen kim­se­le­re de zekât ve­ri­lir.

6) Borç­lu­lar: Bor­cu dü­şül­dük­ten son­ra, ni­sap mik­ta­rı ma­lı kal­ma­yan kim­se­ler bu sı­nı­fa gi­rer.

7) Al­lah yo­lun­da ci­had eden­ler: Al­lah için sa­va­şa ha­zır­lan­mak ve­ya sa­vaş­ta olan­la­ra si­lah al­mak, bun­la­rı do­nat­mak ve ih­ti­yaç­la­rı­nı kar­şı­la­mak için de zekât ve­ri­lir.

8) Yol­cu: Se­fe­re çı­kan ya­hut iyi­lik ve ya­rar­lı bir iş için yol­cu­luk ya­pan ve git­ti­ği ye­re yar­dım­sız ola­rak ula­şa­ma­yan kim­se­dir.

FI­TIR SA­DA­KA­SI

Fı­tır sa­da­ka­sı, Ra­ma­zan ayı­nın so­nu­na ye­ti­şen ve as­li ih­ti­yaç­la­rı­nın dı­şın­da en az ni­sap mik­ta­rı bir ma­la mâlik bu­lu­nan her hür müs­lü­man için ve­ril­me­si va­cip olan bir sa­da­ka­dır. Bu­na kı­sa­ca “fit­re” de­nir ki, fıt­rat sa­da­ka­sı, ya­ni se­vap için ve­ri­len ya­ra­tı­lış atıy­ye­si an­la­mı­na ge­lir.

 

HAC VE UM­RE

Hac söz­lük­te; ta’zim edi­le­cek yer ve ma­kam­la­ra zi­ya­ret­te bu­lun­mak­tır. Hac şer’î bir te­rim ola­rak şöy­le ta­rif edi­lir: İba­det mak­sa­dıy­la Ara­fat’ta be­lir­li va­kit­te bir sü­re dur­mak­tan, da­ha son­ra Beytûllah’ı usûlüne gö­re zi­ya­ret et­mek­ten iba­ret olan ve İslâm’ın şart­la­rın­dan bi­ri­si­ni teş­kil eden mâli ve bedenî bir ibâdettir.  Haccın Zamanı Zilhicce ayıdır.

HAC­CIN FARZ OL­MA­SI­NIN ŞART­LA­RI

1. Müs­lü­man Ol­mak. 2. Er­gin ve Akıl­lı Olmak

3. Hür Ol­mak. 4. Hac­cı ifâya gü­cü­nün yet­me­si  ( istitâa )

HAC­CIN EDA­SI­NIN FARZ OL­MA­SI­NIN ŞART­LA­RI

1. Be­den sağ­lı­ğı ve sağ­lam­lı­ğı

2. Ge­rek­li maddî gü­ce sa­hip ol­mak,   3. Yol em­ni­ye­ti

HAC­CIN ÇE­ŞİT­LE­Rİ

A – İfrâd hac­cı Yal­nız hac yap­ma­ya ni­yet edi­lin­ce, bu­na ifrâd hac­cı de­nir.

B -Te­met­tu hac­cı  Hac ay­la­rın­da ön­ce um­re için ih­ra­ma gi­rip, um­re­yi ta­mam­la­dık­tan son­ra, ay­nı yı­lın hac ay­la­rın­da hac için ye­ni­den ihrâma gi­re­rek ya­pı­lan hac­ca “te­met­tu’ hac­cı” de­nir. Bu­ra­da um­re ve hac ay­rı ay­rı ihrâmla ifâ edil­mek­te­dir.

C – Kırân hac­cı Ay­nı hac mev­si­mi için­de um­re yap­tık­tan son­ra ihrâmdan çık­ma­dan ya­pı­lan hac­ca, “ kırân hac­cı ”; Ki­şi, um­re ile hac­cı be­ra­ber yap­mak üze­re ihrâma gi­rer; um­re­yi ta­mam­lar, ihrâmdan çık­madan Hac görevini de tamamlar.

HAC Fİ­İL­LE­Rİ­NİN HÜ­KÜM­LE­Rİ

Hac sü­re­sin­ce ya­pı­lan, farz, vâcip ve­ya sün­net ni­te­li­ğin­de­ki hac­cın fi­il­le­ri­ne “ Menâsik ” de­nir. Bu menâsikten farz olan­la­ra rü­kün adı ve­ri­lir.

A – Hac­cın Rü­kün­le­ri  (Farzları) :

1- İh­ram : Hac dı­şın­da ya­pıl­ma­sı mü­bah olan ba­zı şey­le­ri ken­di­si­ne ha­ram kıl­mak de­mek­tir. Hanefîlere gö­re, ihrâm hac­cın rük­nü de­ğil şar­tı­dır. Bu da ni­yet ve tel­bi­ye ile ger­çek­le­şir. Hac ve­ya um­re­ye ya­hut her iki­si­ne ni­yet et­mek ve Al­lah için tel­bi­ye ge­ti­re­rek ihrâma gir­mek­le hac ibâdeti baş­la­mış olur.

2- Vak­fe : Ara­fe gü­nü, gü­ne­şin zevâlinden, kur­ban bay­ra­mı­nın bi­rin­ci gü­nü şa­fak sö­kün­ce­ye ka­dar, Ara­fat’ta kı­sa bir sü­re de ol­sa durmak

3- Tavâf : Tavâf, söz­lük­te; zi­ya­ret et­mek, bir­şe­yin et­ra­fın­da do­laş­mak de­mek­tir. Bir te­rim ola­rak; Kâbe -i Mu­az­za­ma’nın et­ra­fın­da ye­di de­fa do­laş­mak, an­la­mı­na ge­lir.

B – Hac­cın Vâcipleri

1) Sa’y : Safâ ile Mer­ve ara­sın­da ye­di şavt­lık sa’yı yap­mak,

2) Müz­de­li­fe’de vak­fe :

3) Mi­na’da şey­tan taş­la­mak:

4) Tı­raş ol­mak ve­ya saç­la­rı kı­salt­mak (halk ve­ya taksîr):

5) Vedâ tavâfı ( Sa­der ): Hacıların Mek­ke’den ay­rı­la­cak­la­rı za­man, son ola­rak Kâbe’yi Mu­az­za­ma’yı tavâf et­me­le­ri vâciptir.

İH­RAM­LI­YA YA­SAK OLAN Fİ­İL­LER

A – Di­kiş­li Giy­si­ler : Er­ke­ğin ihrâma gir­me­siy­le, ba­şı­nın ta­ma­mı­nı ve­ya bir bö­lü­mü­nü, di­kiş­li ve­ya di­kiş­siz bir ör­tüy­le ört­me­si ha­ram­dır. Ka­dın, ihrâmda üç ko­nu­da er­kek­ten ay­rı­lır: Di­kiş­li el­bi­se giy­mek, mest giy­mek ve ba­şı­nı ört­mek.

B – Be­de­ni­ni Ra­hat­lat­mak : İhrâmlının ko­ku­lan­mak, saç ve kıl­la­rı gi­der­mek, tır­nak kes­mek ve ben­ze­ri yol­lar­la ra­hat­la­ma­sı câiz gö­rül­me­miş­tir.

C – Cin­sel Ya­sak­lar : Ev­li­lik ak­di, cinsî münâsebet ve münâsebete yol açan şey­ler­le ilg­li ya­sak­lar bun­lar ara­sın­da­dır.

HAC­LA İL­Gİ­Lİ UY­GU­LA­MA (SIRASIYLA)

1) İhrâma gir­mek.

2) Ha­ce­rü’l – Es­ved kö­şe­sin­den baş­la­na­rak kudûm ta­va­fı ya­pı­lır.

3) Sa’y . Safâ ile Mer­ve ara­sın­da, dört de­fa Safâ’dan Mer­ve’ye, üç de­fa da Mer­ve’den Safâ’ya gi­der ge­lir.

4) Yal­nız hac­ca ni­yet eden kim­se, sa’y’dan son­ra Mek­ke’de yi­ne ihrâmlı ola­rak ka­lır; di­le­di­ği za­man Bey­tul­lah’ı nâfile tavâf eder. Zil­hicce­nin se­ki­zin­ci gü­nü Mi­na’ya gi­der, ora­da ka­lır.

5) Ara­fat’ta ka­lış. Ara­fe gü­nü, gü­ne­şin doğ­ma­sın­dan son­ra Mi­na’dan Ara­fat’a gi­der. Öğ­le ve ikin­di na­maz­la­rı­nı imam­la bir­lik­te bir­leş­ti­re­rek kı­lar (cem’i takdim). Hac­cın vak­fe rük­nü­nü ifâ et­tik­ten son­ra, gü­ne­şin ba­tı­şı­nı müteâkip Müz­de­li­fe’ye ge­çer.

6) Müz­de­li­fe’de ge­ce­le­mek. Müz­de­li­fe; Mi­na ile Ara­fat ara­sın­da­dır. Ha­cı­lar, bu­ra­da bay­ram ak­şa­mı, ak­şam­la yat­sı na­ma­zı­nı, şa­fak kay­bol­duk­tan son­ra bir­leş­ti­re­rek kı­lar­lar (cem’i te’hir) ve gü­neş doğ­ma­dan ön­ce Mi­na’ya gi­di­lir.

7) Şey­tan taşlama. Bay­ra­mın bi­rin­ci gü­nü, Aka­be cem­re­si­ne ye­di ta­ne kü­çük taş atı­lır.

8) Son­ra saç­lar tı­raş edi­lir ve­ya kı­sal­tı­lır. Bun­dan son­ra nor­mal el­bi­se­ler gi­yi­lir, eşiy­le cin­sel te­mas dı­şın­da tüm ihrâm ya­sak­la­rı so­na erer.

9) Müm­kün olur­sa, ay­nı gün ziyâret tavâfı ya­pı­lır; iki rekât tavâf na­ma­zı kı­lı­nır; Zi­ya­ret tavâfından son­ra ar­tık cin­sel te­mas da ser­best olur.

10) Bun­dan son­ra bay­ra­mın ikin­ci, üçün­cü ve dör­dün­cü gün­le­ri ilk, or­ta ve bü­yük ( aka­be ) şey­ta­na ye­di­şer taş atar­lar.

11) Vedâ tavâfı. Taş­la­ma­lar bit­tik­ten son­ra ar­tık mem­le­ket­le­ri­ne dö­ne­cek olan  ha­cı­lar yüz­le­ri­ni Bey­tul­lah ta­ra­fın­dan ayır­ma­ya­rak hü­zün­lü bir şe­kil­de ge­ri ge­ri çe­ki­lir ve Ha­rem- i Şe­rif­ten çı­kar­lar.

UM­RE VE UY­GU­LA­MA­SI

Yal­nız um­re yap­mak is­te­yen kim­se, Mi­kat’ta, um­re yap­ma­ya ni­yet edip ihrâma gi­rer. Mek­ke-i mü­ker­re­me’ye gi­rin­ce um­re için tavâfta bu­lu­nur. Bun­dan son­ra Sa­fa ile Mer­ve ara­sın­da ye­di de­fa sa’y ya­par. Da­ha son­ra saç­la­rı­nı tı­raş et­tir­mek ve­ya kı­salt­mak sûretiyle um­re­si­ni ta­mam­la­mış ve ihrâmdan çık­mış olur. Ar­tık Mek­ke’de kal­dı­ğı sü­re­ce Kâbe’yi nâfile ola­rak tavâf ede­bi­lir. Nor­mal el­bi­se­le­ri­ni gi­yer ve ken­di­si­ne da­ha ön­ce helâl olan  şey­ler yi­ne helâl ol­muş olur.

Um­re­nin rük­nü tavâftır. Vâcipleri ise; Sa­fa ile Mer­ve ara­sın­da sa’y yap­mak, tı­raş ol­mak ve­ya saç­la­rı kı­salt­mak­tan iba­ret­tir.

UMRENİN HACDAN FARKLARI

* Umre, hac zamanı dışında her zaman yapılabilir.

* Bir sene içinde ancak hac bir kez yapılabilir, ancak umre birden fazla yapılabilir.

* Hac farz, umre ise sünnettir.

* Umrede sadece ihrama girilerek Kabe tavaf edilir ve sa’y yapılır.

* Umrede vakfe, şeytan taşlama ve kurban kesme yoktur.

 

KUR­BAN

Kur­ban bay­ra­mı gün­le­rin­de ke­si­len kur­ban­lık hay­va­na “ud­hi­ye” de­nir. Te­rim ola­rak kur­ban, Al­lah Teâlâ’ya yak­laş­mak için kur­ban ni­ye­tiy­le be­lir­li va­kit­te ke­si­len özel hay­va­nın adı­dır. Kur­ban kes­mek, zekât ve bay­ram na­maz­la­rı gi­bi hic­re­tin ikin­ci yı­lın­da meşrû kı­lın­mış­tır.

Kur­ban Kes­me­nin Hük­mü: Kur­ban bay­ra­mın­da, Al­lah’a yak­laş­mak ni­ye­tiy­le kur­ban kes­mek hür, mukîm, müs­lü­man zen­gin olan kim­se­le­re va­cip­tir. Zen­gin­den mak­sad; te­mel ih­ti­yaç­la­rı­nın dı­şın­da  ni­sap mik­ta­rı ma­la sa­hip ol­mak­tır. Bu da fit­re ni­sa­bıy­la ay­nı olup, üze­rin­den bir yıl geç­me­si şar­tı da aran­maz. Ya­ni bay­ram sa­ba­hı 200 dir­hem gü­müş ve­ya 20 mis­kal al­tın ve­ya bun­la­rın kar­şı­lı­ğı olan pa­ra ve­ya ti­ca­ret ma­lı­na sa­hip bu­lu­nan kim­se­ye kur­ban va­cip olur

Kur­ban Kes­me­nin Vak­ti ve Şek­li:

Kur­ban ke­si­le­cek za­man, kur­ban bay­ra­mı­nın bi­rin­ci,ikin­ci ve üçün­cü gü­nü­dür. Fa­kat bi­rin­ci gü­nün­de kes­mek da­ha fa­zi­let­li­dir.

KUR­BA­NIN TÜ­RÜ Kur­ban­lar; yal­nız ko­yun, ke­çi, de­ve ve sı­ğır tü­rü hay­van­lar­dan ke­si­le­bi­lir. Ya­ban sı­ğı­rı, ge­yik gi­bi ya­ba­ni hay­van­lar­la, ta­vuk, ho­roz, kaz gi­bi ev­cil hay­van­lar kur­ban edi­le­mez­ler. Koyun ve keçi bir yaşında sığır cinsi 2 yaşında deve ise en az beş yaşında olmalıdır. Koyun ve Keçi sadece bir kişi için kurban olarak kesilebilirken sığır ve deve 7 kişiye kadar ortaklaşa kurban edilebilirler.

Yazar Hakkında:

Bekir Salih KORKMAZ

Hayat hikayem burda:
http://www.eimamhatip.com/hakkimda

Cevap yaz

*Lütfen aşağıdaki matematik işlemini yaparak devam ediniz.