“İmam Hatipler Kapatılsın-2”

“İmam Hatipler Kapatılsın-2”

İmam hatibe karşı hissettiğim duyguları ve bu cümlenin alt yapısını önceki yazımda belirtmiştim. Dualarında imam hatipleri ve imam hatipte okuyan öğrencileri eksik etmeyen imam hatip sevdalısı biri olarak neden böyle bir cümle kurduğumu bu yazımda izah edeceğim inşallah.

Eski ABD başkanı James Garfield, başkan olmadan önce bir üniversitede rektörlük görevini yürütüyormuş. Bir gün çocuğunu üniversiteye kaydettirmek isteyen bir anne James Garfield’e gelir. Sıkıntısı her halinden belli olan anne hemen söze girer:

“Rektör bey, dersleri biraz basitleştiremez misiniz? Benim çocuğum programdaki derslerin hepsini takip edemez. Falanca dersler zor, falanca dersler gereksiz…” der, dersleri sıralayıp bunların müfredattan çıkarılmalarını ister ve ekler, “Çocuğumun bir an önce üniversiteyi bitirip diploma almasını istiyoruz.”

Rektör Garfield, kadının yüzüne hafif bir gülümsemeyle bakar ve “Evet hanımefendi bu mümkün.” der. Beklemediği bir cevap alan kadın şaşkınlık ve mutluluk içindedir. Rektör, konuşmasına devam eder:

“Fakat size şu soruyu sormam gerekiyor. Çocuğunuzun ne olmasını istiyorsunuz? Bir misalle anlatırsak; sizin de bildiğiniz gibi bir meşe ağacının yetişmesi yüz seneyi bulurken bir kabak için yalnızca iki ay yeterli… Çocuğunuzun kabak mı yoksa meşe mi olmasını istiyorsunuz? Önce buna karar verin.”

Evet, öncelikle sorulması gereken soru budur. Bizim imam hatipten beklentimiz nedir? Ne yetiştirmek istiyoruz? Kabak mı, meşe mi?

Toplumun yıllardır imam hatiplerden ve imam hatipte okuyan öğrencilerden çok büyük bir beklentisi var. Çünkü imam hatipler beklenen, yıllarca hasreti çekilen, uğruna bin bir türlü çileye katlanılan bir nesil.

İnsanımız imam hatiplerden “imam” olmasını istiyor. Zamanın, mekânın, insanın, eşyanın, cemiyetin en önemlisi İslâm’ın sancağını taşıyan bir önder olmasını bekliyor. Mihrabı boş bırakmayan, camileri dolduran, beş vakitte ellerini duaya açan bir gençlik.

İnsanımız imam hatiplerden “hatip” olmasını bekliyor. İnsana, eşyaya, manaya ve maddeye hitap eden, İslâm’ın hamuruyla yoğrulup İslam’ın güler yüzünü insanlara söz ve fiilleriyle yansıtan, kürsüyü ve minberi boş bırakmayan bir hatip.

İnsanımız, hangi mesleği yaparsa yapsın imam hatipli olmanın bilincinde, dinî ve dünyevî ilimlerle donanmış çift kanatlı bir gençlik bekliyor imam hatiplilerden. Kısaca, halkın gözünde imam hatipler, bir levhaya iğreti oturtulmuş “İmam Hatip Lisesi” lafzından fersahlarca uzakta bir mana ve öz ifade ediyor.

Yıllarca imam hatipler örselendi, çiğnendi, yok edilmek istendi ama inançla ayakta durmayı başardık. İmam hatipli olmayı, uğruna çileler çekmeyi onur saydık. Çok şükür artık devletin imam hatiplere bakış açısı da değişti. Halkın nazarında olduğu gibi devletin nazarında da imam hatiplerden beklenti büyük. Hem devletin hem de milletin imam hatiplerden bu kadar büyük beklentisi varken, devlet imam hatiplere bu kadar yatırım yaparken, milletin teveccühü ile ülkenin dört bir yanına imam hatipler açılırken, biz imam hatiplerde meşe mi yetiştiriyoruz yoksa kabak mı? Cevap vereyim: beklenti meşe ama sonuç “kabak” maalesef.

Mevcut durumun en büyük sebebi sürekli değişen ve sadece imam hatipleri değil tüm okulları olumsuz manada etkileyen ve halkın okullara ve öğretmenlere karşı bakış açısını bozan eğitim sistemidir. Okullar sürekli yenilenirken, eğitime ayrılan bütçe ile her yerde daha modern okullar inşa edilip her türlü donanım ile teçhiz edilirken, her yıl on binlerce genç ve dinamik öğretmen kadroya alınıp okulların öğretmen ihtiyacı giderilirken her geçen yıl okula, eğitime ve öğretmene karşı olumsuz bakış açısının artması ancak uygulanan yanlış eğitim politikaları ile izah edilebilir.

Şayet imam hatiplerde meşe yetiştirmek istiyorsak imam hatipte okumak ve imam hatipten mezun olmak bu kadar kolay olmamalı diye düşünüyorum. Öğrencinin zorlanmadan, çok fazla emek sarf etmeden, sahip olması gereken bilgi, beceri ve niteliklere asgari düzeyde bile sahip olmadan liseyi bitirebildiği, gördüğü derslerin yarıdan fazlasının zayıf olmasına rağmen bir üst sınıfa geçebildiği bir sistemde meşe yetiştirmek mümkün müdür sizce? Bu okullarda hem üniversiteye hem de mesleğe yönelik eğitim veriliyor. Bu okullardan mezun olanların bilgi birikimi ile, ahlak ve karakteri ile çok yetişmiş olması gerekiyor. Ama sonuç öyle değil maalesef. Sınıfta kalmanın bu kadar zor olduğu, öğrencinin 9 zayıfla sınıf geçtiği bir sistemde meşe beklemeyin.

İmam hatipten mezun olabilen birinin rahatlıkla imamlık yapabilir düzeyde olması lazım fakat düzgün bir şekilde Kur’an-ı Kerim okumayı öğrenmeden, namaz sureleri dediğimiz kısa sureleri bile doğru düzgün ezberlemeden okuldan mezun oluyor öğrenciler. Kur’an-ı Kerim dersinin başarılması zorunlu ders olmasına rağmen ve müfredatta ezberlenecek yığınla sure olmasına rağmen Kur’an’dan bihaber bir şekilde okulu bitiriliyor. Son sınıfa geldiği halde arkasında güvenle ve gururla saf tutabileceğimiz öğrenci sayısı bir ya da iki elin parmaklarını geçmiyor. Minbere çıkıp hutbe okuyabilecek, kürsüde vaaz verip cemaati irşad edecek öğrenci yetiştiremiyoruz. Çünkü böyle bir zorunluluk hissetmiyor öğrenci.

Arapçayı öğretemiyoruz imam hatiplerde. Öğrenci, Arapça öğrenmeden de sınıf geçebildiğinin farkında olduğu için dil öğrenmeye, kendini fazla zorlamaya gerek görmüyor.  Arapça, imam hatiplerde öğrenilmeyecek de nerede öğrenilecek? Maalesef Kur’an-ı Kerim’de olduğu gibi orta düzeyde bile olsa Arapça öğrenmeden mezun oluyor öğrencilerimiz.

Her yere imam hatip açmak yetmiyor. İmam hatiplerde nicelikle beraber nitelik de olmalı. Maalesef nitelik konusunda eksiğimiz çok. Şu an imam hatipler, çocuğuna sahip olamayan velilerin oyalansın diye çocuklarını gönderdikleri avutma merkezi haline gelmiş durumda. Akademik başarısı olan öğrenciler imam hatipleri tercih etmiyor. Akademik seviyesi yeterli olmayan, aile terbiyesi almamış, toplumda kabul gören davranışları sergilemekten uzak öğrencilerin zorunluluktan dolayı geldikleri okul haline geldi imam hatipler. Mesleki anlamda yetiştiremediğimiz gibi akademik anlamda da yetiştiremiyoruz öğrencileri. Dolayısıyla ilahiyatlara da ilahiyat dışındaki fakültelere de öğrenci göndermede sıkıntı yaşıyor, imam hatipliye yaraşır davranışlar sergilemeyen öğrenciler sebebiyle halkın nazarında prestij kaybına uğruyoruz.

Dinin direği namaz ile ilgili imam hatiplerde bir anket yapılsa, 5 vakit namaz kılan öğrenci oranı kaç çıkar sizce? Yapılan küçük çaplı yapılan bir araştırmanın sonucunda %20 civarı çıkmıştır. Namaz konusunda dahi imam hatipler çaresiz kalmaktadır.

Benim derdim eğitim. Benim derdim kaybolan nesillerimiz. Benim derdim sevdalısı olduğum imam hatipler. Ben derdimi seviyorum. İmam hatipler kapatılsın dememdeki kastım imam hatiplerdeki olumsuz havaya dikkat çekmekti. 28 Şubat, imam hatiplerin üzerinden silindir gibi geçti. Şunu inanarak söylüyorum; tüm eğitim sistemimiz ve imam hatipler her geçen yıl bir öncekini aratıyor. Sürekli kötüye ve daha kötüye doğru bir gidiş var. İmam hatipler, bir ihtiyaç sebebiyle kuruldu. Toplumda mihraba geçip namaz kıldıracak imamlar, cenazeleri tekfin ve defin işlemini yapabilecek görevlilerin dahi bulunamadığı görülünce yani din konusunda en dip noktayı görünce imam hatiplerin açılması ihtiyacı hissedildi ve imam hatipler öyle hayat buldu. Şu saatten sonra ne zaman dip noktayı göreceğiz bilmiyorum ama çok geç olmadan ve o dip noktayı görmeden tez zamanda imam hatiplerde büyük bir ihya hareketi başlatılmalı düşüncesindeyim. Çünkü mevcut sistemdeki imam hatipler, var oluş gayesine hizmet etmiyor. Ya bu sistemle devam edip imam hatiplerden çok bir şey beklenmemeli, ya da imam hatipler özüne dönmeli. Önerebileceğim birkaç madde ile yazıya son veriyorum:

* Milli eğitim bakanlığının başına eğitim kökenli biri getirilmeli

* Eğitim sistemi yazboz tahtası olmaktan çıkarılmalı

* Öğretmene kaybettiği itibar tekrar kazandırılmalı ve eğitim öğretim yapmasına fırsat tanınmalı, öğretmenin eli güçlendirilmeli. Öğretmenler, yoğun müfredatı yetiştirme derdine değil insan yetiştirme derdine düşmeli. Bunun için gerekli düzenlemeler yapılmalı

* 12 yıllık zorunlu eğitime derhal son verilmeli. Liseler, okumayacak öğrencilerin 4 yıl boyunca avutulduğu mekânlar olmaktan çıkarılıp okumak isteyen öğrencilerin eğitim yuvası haline getirilmeli

* Ders ve sınıf geçme sistemi elden geçirilmeli, gayret etmeden, gerekli bilgi ve beceriyi elde etmeden okul bitirme devri son bulmalı

* İHL meslek derslerinin her sınıf düzeyinde başarılması zorunlu dersler haline getirilmesi

* İmam hatiplere dert sahibi, imam hatibin önemini bilen, gayretli, fedakâr ve idealist idareciler, öğretmenler, memurlar ve hatta hizmetliler atanmalı. Bunun için gerekli düzenlemeler yapılmalı

* İmam hatip değerlerine sahip olmayan öğrenciler sebebiyle imam hatiplerin itibarının sarsılması engellenmeli

* İmam hatibe gelen her öğrenci 9. sınıftan son sınıfa kadar imamlık, hatiplik, müezzinlik ve Kur’an kursu öğreticiliği staj ve uygulaması yapmalı ve yapmayan öğrenciler için müeyyide olmalı

Rabbim imam hatiplilerin iki cihanda da yüzünü ak etsin, başlarını öne eğdirmesin, onları sırat-ı müstakimden ayırmasın, onları bize göz aydınlığı kılsın. Amin…

Yazının başlığından nefret ediyorum ama umarım birazcık farkındalık yaratmıştır.

Bekir Salih KORKMAZ

11.04.2018/Beyşehir

Yazar Hakkında:

Bekir Salih KORKMAZ

Hayat hikayem burda:
http://www.eimamhatip.com/hakkimda

Cevap yaz

*Lütfen aşağıdaki matematik işlemini yaparak devam ediniz.