Ana Sayfa DERSLER AKAİD VE KELAM İslam’da İman Esasları – ÖZET

İslam’da İman Esasları – ÖZET

0

#İman Kavramı

İman; kelime olarak tasdik etmek, doğrulamak, şüpheye yer vermeyecek biçimde yürekten inanmak anlamına gelir. Dindeki anlamı ise Peygamberimizin Allah’tan getirdiği her şeyi tasdik etmek ve bunların doğru olduğuna gönülden inanmaktır.

İmanda esas olan kalp ile tasdiktir. Bu nedenle kişi iman esaslarını hür iradesiyle benimsemeli ve tasdik etmelidir. Bir kimse diliyle inandığını söylese bile kalbiyle tasdik etmezse mümin olmaz. Yüce Allah, bir ayette şöyle buyurmaktadır: “Ey Peygamber, kalpleri iman etmediği hâlde, ağızlarıyla inandık diyenler ve küfür içinde koşuşanlar seni üzmesin…” (Maide, 41) Buna karşılık kalbiyle inandığı hâlde farklı sebeplerle inancını söyleyemeyen kimse mümin kabul edilir.

#İman Yönünden İnsanlar

Kâfir Mümin Müşrik Münafık
Allah’a inanmayan kimse Allah’a inanan kimse Allah’tan başka ilah olduğunu kabul eden kimse Allah’a inanmadığı halde inanmış gözüken kimse

 #İslam’da İmanın İfadesi: Kelime-i Tevhit ve Kelime-i Şehadet

Tevhit, kelime olarak “birlemek” anlamına gelir. Allah’a, onun birliğine, bütün yüce nitelikleri kendisinde topladığına inanmaktır. Bu inanç en özlü biçimde kelime-i tevhitte ifade edilmiştir. Kelime-i tevhit: “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah” sözüdür. Anlamı: “Allah’tan başka ilah yoktur. Hz. Muhammed onun elçisidir.” Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’de tevhit inancı ile ilgili olarak İhlâs Suresi’nde şöyle buyurmaktadır: “De ki: O Allah birdir. Her şey ona muhtaçtır. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi de yoktur.”

Şehadet, kelime olarak “bir şeyin gerçekliğini doğrulama ve tasdik etme” anlamlarına gelir. Kelime-i şehadet ile Yüce Allah’ın tek olduğu ve Hz. Muhammed’in onun peygamberi olduğunu vurgulanmaktadır. İnsanlar bu sözü söyleyerek hem Müslüman olurlar hem de Müslüman olduklarını herkese ilan ederler. Kelime-i şehadet: “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resulüh” sözüdür. Anlamı: “Ben Allah’tan başka ilah olmadığını, Hz. Muhammed’in, O’nun kulu ve elçisi olduğunu kabul ederim.”

#İslam’da Temel İman Esasları

İnsan, kelime-i tevhit ve kelime-i şehadeti söylemekle Müslüman olur. Ancak dinini güzel bir şekilde yaşayabilmesi için İslam’daki temel iman esaslarının neler olduğunu öğrenmesi gerekir. Hz. Peygamber kendisine “İman nedir?” diye sorulduğunda, “İman; Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna inanmaktır.” diye cevap vererek İslam dininin temel iman esaslarını ortaya koymuştur.

##Allah’a İman

Allah’a iman, onun var ve bir olduğuna, bütün yüce ve üstün niteliklere sahip, tüm eksiklik ve noksanlıklardan uzak olduğuna inanmaktır. Bir ilahi dinin özünde Allah’ın varlığı ve birliğine inanmak yani tevhid anlayışı, inanç sisteminin temelini oluşturur. Çünkü bir ilahi dindeki diğer inanç esasları Allah’a ve onun birliğine inanmaya dayanmaktadır.

“Allah” kelimesi, yaratıcı olan yüce varlığın özel ismidir. Kur’an-ı Kerim’de en çok geçen ismi budur.

Allah’ın Sıfatları

Zâtî Sıfatlar

(Sadece Allah’ta bulunan sıfatlar)

Vücud Kıdem Beka Vahdaniyet Muyhalefetün lil Havadis Kıyam bi Nefsihi

 Vücud: Var olmak demektir. Allah vardır. Allah’ın varlığı başkasına bağlı olmayıp kendindendir. Bu itibarla Allah’ın varlığı zorunludur (vacibü’l-vücud). Yani var olmak için başka bir şeye ihtiyaç duymaz.

Kıdem: Ezelî olmak, başlangıcı olmamak demektir. Ne kadar geriye gidersek gidelim, Allah’ın var olmadığı bir zaman düşünülemez. Allah sonradan meydana gelmiş bir varlık değildir. Ezelî (kadim) bir varlıktır. Allah’ın varlığı zorunlu olduğu için ezelî olması da zorunludur.

Beka: Allah’ın ebedî olması yani varlığının sonu olmaması demektir. Ezelî olanın ebedî olması da zorunludur. Bekanın zıddı olan sonu olmak Allah hakkında düşünülemez. Ne kadar ileriye gidilirse gidilsin, Allah’ın olmayacağı bir an düşünülemez.

Vahdaniyet: Yüce Allah’ın zatında, sıfatlarında, fiillerinde bir ve tek olması, eşi, benzeri ve ortağının bulunmaması demektir. Allah’ın birliğini ikrar etmek ve her çeşit ortağı ondan uzak tutmakla gerçekleşen tevhit, İslam dininin en önemli ilkesidir.

Muhalefetün lil havadis: Sonradan olan şeylere benzememek demektir. Allah’tan başka her varlık sonradan olmuştur. Allah sonradan olan şeylerin hiçbirisine hiçbir yönden benzemez. Allah, bizim hatırımıza getirdiklerimizin de ötesinde bir varlıktır.

Kıyam bi nefsihi: Varlığı kendiliğinden olmak, var olmak için bir başka varlığa ihtiyaç duymamak demektir.

Subûtî Sıfatlar

(Allah’ın dışındaki varlıklarda da sınırlı olarak bulunan sıfatlar)

Hayat İlim Semi’ Basar Kudret İrade Kelam Tekvin

Hayat: Diri ve canlı olmak demektir. Yüce Allah diridir ve canlıdır. Allah ezelî ve ebedî bir hayata sahiptir.

İlim: Bilmek demektir. Allah her şeyi bilendir. Olanı ve olacağı, gizliyi ve açığı bilir. Allah’ın bilgisi diğer varlıkların bilgisine benzemez, artmaz ve eksilmez. O her şeyi ezelî ilmiyle bilir.

Semi’: İşitmek demektir. Allah işitendir. Gizli, açık söylenen her şeyi Allah duyar. Allah’ın bir şeyi duyması, ikinci bir şeyi işitmesine engel değildir. Allah işitmek için herhangi bir vasıtaya ihtiyaç duymaz.

Basar: Görmek demektir. Yüce Allah her şeyi görendir. Gizli, açık, aydınlık, karanlık ne varsa Allah görür.O, en gizli yerlerde meydana gelen şeyleri görebildiği gibi en uzaktaki şeyleri de görebilir.

İrade: Dilemek ve istemek demektir. İrade, Allah’ın bir şeyi dilemesi ve bir şeyi yaratmaya karar vermesidir. Allah varlıkların konumlarını, durumlarını ve özelliklerini belirler. Allah dilemedikçe hiçbir şey meydana gelemez.

Kudret: Gücü yetmek demektir. Allah sonsuz güç sahibidir. Kudret sıfatının zıddı olan acizlik, Allah hakkında düşünülemez. Evrende her şey Allah’ın güç ve kudretiyle olmaktadır.

Kelam: Söylemek ve konuşmak demektir. Allah’ın konuşması bizim konuşmamız gibi değildir. O, kelam sıfatı ile peygamberlerine kitaplar indirmiş, bazı peygamberler ile de konuşmuştur. Allah kelam sıfatıyla emreder, yasaklar ve haber verir.

Tekvin: Yaratmak, yoktan var etmek demektir. Yüce Allah yegâne yaratıcıdır. O, ezelî ilmiyle bilip dilediği her şeyi sonsuz güç ve kudretiyle yaratmıştır. Yaratmak, rızık vermek, diriltmek, öldürmek nimet vermek ve şekil vermek tekvin sıfatının sonuçlarıdır.

##Meleklere İman

Etrafımızda görebildiğimiz varlıkların yanı sıra göremediklerimiz de vardır. Bunlardan bazılarını çok küçük oldukları için, bazılarını ise farklı nitelikte olmaları sebebiyle göremeyiz. Meleklere inanmak, iman esasları arasında yer alır.

Meleklerin Özellikleri:

* Melekler nurdan yaratılmışlardır.

* Meleklerin yeme, içme, uyuma, yorulma ve cinsiyet gibi insana ait özellikleri yoktur.

* Allah’a itaat ve kullukla meşgul olurlar.

* Asla günah işlemezler,

* Hangi iş için yaratılmışlar ise o işi yaparlar.

* Melekler gözle görünmezler.

Yüce Allah’ın sayısız meleklerinden bazıları ve görevleri şunlardır:

Cebrail, Allah tarafından vahiy getirmeklegörevlidir. Hz. Âdem’den son Peygamber Hz. Muhammed’e kadar tüm peygamberlere Allah’ın mesajını Cebrail ulaştırmıştır.

Azrail, eceli gelen canlıların ruhunu almakla görevli olduğu için kendisine “ölüm meleği” (melekü’l-mevt) de denilmiştir.

Mikail, tabiat olaylarını ve varlıkların rızıklarını idare etmekle görevlidir.

İsrafil, sûra üflemekle görevlidir. İsrafil’in sûra üflemesiyle kıyamet kopacak ve tekrar diriliş gerçekleşecektir.

Kiramen kâtibin, insanın sağında ve solunda bulunan iki melektir. Sağdaki melek iyi, soldaki ise kötü davranışları yazmakla görevlidir. Bu melekler kıyamet günü hesap sırasında yazdıklarına şahitlik edeceklerdir.

Münker ve Nekir, ölümden sonra kabirde sorgu ile görevli iki melektir. Bu melekler ölenleri kabirde sorgulayacaklardır.

Hafaza melekleri, Allah’ın emri doğrultusunda insanları kötülüklerden korur.

##Kitaplara İman

Yüce Allah’ın peygamberlerine vahiy yoluyla göndermiş olduğu buyruklarına ve bunların yazıya geçirilmiş haline “ilahi kitap veya kutsal kitap” denir.

Allah’ın gönderdiği bu ilahi kitaplara inanmak, İslam’ın temel iman esaslarından biridir. Kitaplara iman, Allah tarafından bazı peygamberlere ilahi mesajlar indirildiğine ve bunların tümüyle doğru ve gerçek olduğuna inanmak demektir.

Allah tarafından gönderilen ilahi kitaplar Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an-ı Kerim’dir. Tevrat Hz. Musa’ya, Zebur Hz. Davud’a, İncil Hz. İsa’ya, Kur’an’ı Kerim ise son peygamber Hz. Muhammed’e indirilmiştir. Bu ilahi kitaplardan başka bir de suhuf denilen sayfalar vardır. Bazı peygamberlere bu sayfalar indirilmiştir. Hz. Âdem’e 10 sayfa, Hz. İdris’e 30 sayfa, Hz. Şit’e 50 sayfa ve Hz. İbrahim’e 10 sayfa olmak üzere toplam 100 suhuf indirilmiştir.

##Peygamberlere İman

Allah’ın insanlar arasından seçtiği ve vahiy yoluyla emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği kimselere peygamber denir. Peygamberin karşılığı olarak Kur’an’da “resul” ve “nebi” sözcükleri kullanılır.

İslam’da temel inanç esaslarından birisi de peygamberlere imandır. Allah, insanlara rehberlik etmeleri ve örnek olmaları için peygamberler göndermiştir. Peygamberlere iman, peygamberlerin Allah tarafından seçildiğine, Allah’tan getirdikleri bilgilerin gerçek ve doğru olduğuna inanmaktır. Peygamberlik, Allah vergisidir; istemek ve çalışmakla elde edilemez. İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed’e kadar çok sayıda peygamber gelip geçmiştir.

Allah, insanların ihtiyacı olduğu için peygamberleri göndermiştir. Çünkü insan, aklı ile Allah’ın varlığını, birliğini anlayabilir. Ancak nasıl ibadet edileceğini, ahiretin varlığını, sevap ve günah kazandıran şeylerin tümünü aklı ile bulamaz. Böyle konularda insan, peygamberlerin bilgilendirmesine ve kılavuzluğuna ihtiyaç duyar. Peygamberler insanlığın rehberleridir.

Peygamberlerin sıfatları:

* Sıdk (Doğru ve dürüst olmak)

* Emanet (Güvenilir olmak)

* Fetanet (Akıllı ve zeki olmak)

* İsmet (Günah işlemekten uzak olmak)

* Tebliğ (Allah’ın mesajlarını insanlara ulaştırmak)

Allah, peygamberlerini görevlendirdikten sonra yalnız bırakmayıp her zaman desteklemiştir. Bu desteklerin en önemlisi mucizedir. Mucize; Allah’ın izni ile peygamberlerin gerçekleştirdiği ve insanların benzerini getirmekten âciz kaldığı olağanüstü olaylardır. Her peygamberin birbirinden farklı mucizeleri vardır. Örneğin Hz. Muhammed’e mucize olarak Kur’an verilmiştir.

##Ahirete İman

Ahirete inanmak, İslam’ın temel iman esaslarından birisidir. Dünya hayatının son bulup yeni bir hayatın başlayacağına inanmak demektir. Kur’an’da dünya hayatının geçici, ahiretin ise ebedî olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle insanların, dünyanın geçici zevklerine kanmamaları öğütlenmiş, daha hayırlı ve kalıcı olan ahiret mutluluğunu elde etmeleri tavsiye edilmiştir.

Ahiret hayatının varlığına inanmak, adalet ilkesinin bir gereğidir. Bu dünyada iyiler iyiliklerinin, kötüler ise kötülüklerinin karşılıklarını her zaman göremeyebilirler. Ancak ahirette herkes yaptıklarının karşılığını eksiksiz olarak görecektir. Böylece adalet tam olarak gerçekleşecektir.

Dünya hayatında her şeyin bir sonu olduğunu, tüm canlıların zamanı gelince birer birer yaşamını yitirdiğini görmekteyiz. Dünyadaki yaşamın son bulup bütün canlıların ölmesine “kıyamet” denir. Kıyametin ne zaman kopacağını Allah’tan başka hiç kimse bilemez. Kıyametin kopuşu, İsrafil adlı meleğin “sûr”a üflemesiyle başlayacaktır. İsrafil sûra iki kez üfleyecek, birincide dünya hayatı son bulacak, tüm canlılar ölecektir. İkinci üfleyişten sonra ise bütün insanlar dirilecektir. Bu yeniden dirilme olayına “ba’s” denir. İsrafil’in sûra ikinci kez üflemesiyle bütün insanlar diriltileceklerdir. Daha sonra dünyada yaptıklarının karşılıklarını görmek için “mahşer” denilen büyük bir meydanda Allah’ın huzurunda toplanacaklardır. Buna “haşr” denir. İnsanların dünyada yaptıkları her işin ve konuştukları her sözün yazıldığı “amel defterleri” kendilerine dağıtılacaktır. Yaptıkları iş ve davranışlardan hesaba çekileceklerdir. İnsanların bütün davranışları “mizan” denilen Allah’ın adalet terazisinde değerlendirilecektir. Bu değerlendirmelerin ardından tüm insanlar “sırat” adı verilen bir yoldan geçerek iyiler cennete, kötüler ise cehenneme gideceklerdir. Cennet, dünyada iken inanıp yararlı işler yapanların sonsuza kadar kalacakları, çeşitli nimetlerin ve her isteyene istediğinin verildiği yerdir. Cehennem, Allah ve ahiret gününe inanmamış, onun öğütlerine uymamış insanların pişmanlık ve acı içinde yaşayacakları yerdir.

##Kaza ve Kadere İman

Kader, sözlükte, “bir şeyi belirli ölçüye göre takdir etmek, belirlemek ve yapmak” anlamlarına gelir. Kavram olarak “Yüce Allah’ın, ezelden ebede kadar olacak bütün şeylerin zaman ve yerini, özellik ve niteliklerini, ezelî ilmiyle bilip takdir etmesi”dir. Kaza ise sözlükte “emir, hüküm, yaratma ve sonuçlandırma” anlamlarına gelir. Kavram olarak da “Allah’ın takdir etmiş olduğu şeyleri, zamanı gelince yaratması”dır.

Kader ve kazaya iman; Yüce Allah’ın ilim, irade, kudret ve tekvin sıfatlarına iman etmek demektir. Kadere inanan insan; hayır ve şerrin, iyi ve kötünün, evrendeki her şeyin Allah’ın bilmesi ve yaratması ile olduğunu kabul eder. Kâinattaki tüm varlıkları ve olayları belli bir ahenk ve ölçüye göre düzenleyenin Allah olduğunu bilir.

Allah, kâinatın düzeni ve işleyişini birtakım yasalara bağlamıştır. Kâinatta görülen bu şaşmaz prensiplere evrenin yasaları denir. Evrenin yasaları; fiziksel, biyolojik ve toplumsal yasalar şeklinde üç ana başlıkta toplanabilir. Fiziksel yasalar; madde ve enerjinin oluşumu, değişimi, yapısı, hareketi ve maddeler arası ilişkilerle ilgili prensiplerdir. Biyolojik yasalar; canlıların yapısı, beslenmesi, korunması, gelişmesi ve üremesiyle ilgili yasalardır. Toplumsal yasalar ise; toplumsal olaylar arasında var olan sebep sonuç ilişkisini ifade eder.

İnsan, irade ve aklı sayesinde iyiyi kötüye, doğruyu yanlışa tercih eder. Tercih hakkı insanı diğer varlıklardan ayırır. Özgür iradesiyle seçim yapabilen insan, bundan dolayı işlediklerinden sorumlu tutulmuştur. İslam dini, akıl sahibi olmayı sorumluluğun şartlarından saymıştır. Bu bakımdan akıl ve özgür irade sahibi insan, “kaderim böyle” diyerek sorumluluktan kurtulamayacağı gibi sorumluluğu başkasına da atamaz.

İnsan, aklı sayesinde vahye muhatap olmakta ve dinî sorumluluk almaktadır. Kur’an’da insanın, iman konusunda ve din seçiminde özgür bırakıldığı şöyle ifade edilmiştir: “Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik. İster şükredici olsun, ister nankör.” Ayrıca Allah, insanın sorumluğunu gücüyle sınırlı kılmaktadır. Bu husus Kur’an’da şöyle ifade edilmektedir: “Allah, kimseye gücünün üstünde bir şey teklif etmez…”

İnsanın, sıkıntılarını aşmak için elinden gelen her şeyi yaptıktan ve tedbirleri aldıktan sonra işin sonunu Allah’a havale etmesi ve ona güvenmesi gerekir. Buna “tevekkül” denir. Allah kendine tevekkül edenlerin önce üzerlerine düşen görevleri yapmalarını ister.

İslam’da inanç esaslarının anlatıldığı özeti hazırlayıp gönderen DENİZ ERBİL hocamıza teşekkür ederiz.

Bu özeti bilgisayarınıza indirmek istiyorsanız aşağıdaki download butonuna tıklayınız.

(Temel Dini Bilgiler 2 Unite Ozet)
(27.5 KiB boyutunda, 1774 kez indirildi)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here