Ana Sayfa KALEMİMDEN DÖKÜLENLER Bir Talebenin Yetişmesi Uğruna Bin Münafığın Kahrını Çekerim

Bir Talebenin Yetişmesi Uğruna Bin Münafığın Kahrını Çekerim

52
0

17 Ekim 1951 tarihi, Adnan Menderes’le birlikte 21 yıllık din eğitimi yokluğunun sona erdiği, imam hatip okullarının tekrar açılış kararının alındığı, bu sebeple “ölülerimizi köpek leşi gibi gömmekten korkuyoruz” diyen milletimiz için bir dönüm noktasıdır.

İmam hatip okullarının açılışında en büyük pay, yaşı yetmişe dayanmasına rağmen büyük zahmetler çeken Celaleddin Ökten hocanındır. İmam hatip okulları onun girişimleri ve ihlaslı gayretleri ile açılmıştır. İstanbul İmam Hatip Okulu’nun da müdürü olarak göreve başlayan Celaleddin Hoca, birkaç yıl sonra okul müdürlüğünden alınmış, yerine de imam hatiplere öğrenci gelmemesi için uğraşan, “Ne yapacaksınız burada, mezun olduktan sonra ölü mü yıkayacaksınız?” diyerek öğrencileri başka okullara yönlendiren bir müdür atanmıştı. Yeni müdür bir keresinde yaşını bahane ederek bir talebenin kaydını yapmamıştı. Öğrenciyi teselli etmek Celal Hoca’ya düşüyordu:

“Üzülme evladım! Bu mektepler gerçek idarecileri buluncaya kadar, bu müdürler başımıza bevletse (işese) de katlanacağız.”

Benzer durum Konya İmam Hatip Okulu’nun banisi Hacı Veyiszade Mustafa Kurucu hoca efendinin de başına geldi. Konya İmam Hatip Okulu’nu açmak için çalmadık kapı bırakmadı. Elinden gelen maddi ve manevi her türlü desteği sunmaya çalıştı. Vaazlarında sürekli imam hatip okulların öneminden bahsetti. Okulun inşasında yeri gelmiş amele gibi taş taşımış, yeri gelmiş usta gibi duvar örmüştür. Kapı kapı, kasaba kasaba, köy köy, harman harman gezerek imam hatip okulunun inşası için yardım toplamış, inşasından sonra da çocukların bu okula kaydolması için velileri yönlendirmiştir. Onun gayretleri sonucu daha ortaokul seviyesinde açılan, geleceği belli olmayan bir okula ilk kayıtta tam 2600 öğrenci kaydolmuş, 800 öğrenci de yer olmadığı gerekçesiyle ağlayarak evlerine dönmüştür.

1957-58 yılında Konya İmam Hatip Okulu müdürü olan şahıs Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bir yazı yollar. Yazıda Arapça ve Tefsir dersleri öğretmeni olan Mustafa Kurucu’nun hem başarılı hem de sevilen bir öğretmen olduğu fakat “derslerinde devrimlerden bahsetmediği” belirtilir. Bundan dolayı tüm öğretmenlere devrim ilke ve inkılâplarını anlatmaları gerektiğini içeren bir yazı yollanırsa iyi olacağını, böylelikle Mustafa Kurucu’nun da bu kurala uyacağını düşünür.

Konya’da çok sevilen ve ikinci Mevlana olarak bilinen hoca efendiye, okul onun himmet ve gayretleri ile açılmasına rağmen yapılacak iş midir bu? Kendisine müdürün yaptığı söylendiğinde yazıdan haberinin olduğunu söyler ve ekler:

“Ben bugüne kadar talebe yokluğundan şikâyet ettim. Talebe okutmak isterim, okutacak talebe bulamam, talebe gelmez. Kimse evladını istikbali olmayan ilmi öğrenmeye göndermez. Sıkıntım buydu. Medreseleri kapatanların kapıları kapansın, derdim. Bugün medreseler açıldı. Talebe çoğaldı. Benden hizmet etmem, ders okutmam, talebe yetiştirmem bekleniyor. Benim davamın düşmanı olanlar bana bu işi yaptırmamak, beni bu meydandan uzaklaştırmak isterler. Vallahi beni bu meydandan ancak ölüm koparır. Bir talebenin yetişmesi uğruna bin münafığın kahrını çekerim.”

Onlar böyle gönül insanlarıydı. Dertleri Allah rızasından başka bir şey değildi. Karşılarına çıkan zorluklara göğüs gerdiler, münafıklarla mücadele ettiler. İmam hatibi boğmak isteyenlere karşı dimdik ayakta durup iman dolu göğüslerini siper ettiler.

Gelelim günümüze…

İstanbul İmam Hatip Okulu’nun müdürü gibi imam hatibe öğrenci almamak için gayret eden imam hatip müdürleri, imam hatipleri kapatmak için çalışan milli eğitim müdürleri yok mu günümüzde? VAR!

İmam hatipte müdür olduktan sonra koltuk sevdasına düşen, okula bir çivi bile çakmayan, eldeki öğrencilere faydalı olmadığı gibi başarılı öğrencileri de okuldan kaçıran, zeki ve çalışkan öğrencilerin imam hatibe gelmesi için kılını bile kıpırdatmayan müdürler VAR!  

Okulunu fen liseleri ile yarışacak şekilde nitelikli hale getirmek için çalışan değil de okuyamayan öğrencilerin gittiği teknik liselerle eş değer haline getiren müdürler VAR!  

Çocuğunu imam hatibe kaydetmek için okula gelen veliye “Çocuğunu buraya verme, bunlardan bir şey olmaz, çocuğun burada bozulur” diyen müdürler VAR!  

İmam hatipli olma ruh ve şuurunu öğrencilere aşılama derdinde olmayan müdürler VAR!  

Rüzgâr ters döner de başım belaya girer diye korkan, 28 Şubat zulmünde en büyük mağduriyeti imam hatipler yaşamasına rağmen 28 Şubatı öğrencilerine anlatmayan ve anlattırmayan pısırık müdürler VAR!  

Tek bildiği resim çekinip iş yapıyor gibi görünmek olan, tribünlere oynamaktan başka bir meziyeti olmayan, makamını yukarılara sıçrama amacıyla kullanan şovmen müdürler VAR!  

Lafa geldi mi mangalda kül bırakmayan, sürekli davadan dem vuran, ama söylemleriyle eylemlerinin zerrece uyuşmadığı, yönettiği okula ve öğrencilere zerrece faydası dokunmayan maaşsever müdürler VAR!

Evet, VAR!

İmam hatip davasına bu tiplerden daha fazla zarar vereni yoktur. Fakat şunu bilsinler ki onlar var olduğu sürece gerçek imam hatip sevdalıları da var olmaya devam edecektir. Celaleddin Hoca’nın söylediği gibi; bu mektepler gerçek idarecileri buluncaya kadar, bu müdürler başımıza işese de katlanacağız. Hacı Veyiszade gibi diyoruz ki; bir talebenin yetişmesi uğruna bin münafığın kahrını çekmeye razıyız. Her şeye rağmen yılmadan imam hatip ruh ve şuurunu aşılamaya, mücadele etmeye devam edeceğiz.

Selam olsun imam hatipler için gecesini gündüzüne katan yiğitlere…

Selam olsun imam hatip davasına hizmet eden gerçek idarecilere…

İyi ki imam hatipliyiz…

Bekir Salih KORKMAZ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen ad-soyad bilginizi girin