Ana Sayfa KALEMİMDEN DÖKÜLENLER Katil Kim Biliyorum

Katil Kim Biliyorum

46
0

Önce “biri bizi gözetliyor” ardından da “gelinim olur musun” adı altında kadın ve erkekleri bir eve kapatıp hangilerinin birbirlerinden elektrik alacağını, hangilerinin evleneceğini merakla izlettiler. O dönemler çocuk denecek yaştaydım. Ziyaretimize gelmek isteyen bir akrabamız telefonla arayıp televizyonumuz olup olmadığını sormuştu. Hayırdır dediğimde BBG adlı bu iğrenç programı izleyeceğini, televizyon yoksa evinde izledikten sonra geleceğini söylediğinde şok olmuştum. Bir köylü kadının bile gündemine girmeyi başarmışlardı. Gündelik hayatımızı onların ahlâk yoksunu yayınlarına göre düzenler olmuştuk.

Aradan zaman geçti. Bu kez onların yerini evlilik programları almıştı. Güya evlenmek isteyenler, sipariş verircesine kendine talip olacakları bekliyorlardı. Şu yaşlarda olsun, şöyle saçı, şöyle kaşı, şu kadar maaşı olsun diye şartlar koşarak evleneceği kişiyi tarif ederken bizler onların gerçekten evlenmek isteyenler olduğunu sanıyorduk. Ajanslardan kiralanan ve günlerce yayında kalarak gündemimize giren kişilerin zamanla milyonlarca takipçi kazandıktan sonra sosyal medyadaki ahlâksız yayınlarını gördükten sonra işin farkına varıyorduk fakat yaptıklarını normalleştirdiğimizin farkına varamıyorduk. Programlarda arada hemcinsine talip olanlar bile çıkıyordu. Aaa diye şaşırdıktan sonra zamanla hemcinsiyle beraber olmanın normal olabileceğini, farklılıklara(!) saygı göstermek gerektiğini savunan başı kapalılarımızın türediğini fark edemedik.

Bu nasıl iştir ki yıllarca evlilik programı adı altında aile kurumumuzu dinamitlediler. Güya aile kurmak için ekranlara çıkanların ahlâksız hâl ve tavırlarıyla nice aile yok oldu. Uzun yıllar sonra tepkilere kulak vermek zorunda kalanlar, evlilik programlarını yayından kaldırdılar. Peki sonra ne oldu?

Nasıl ki Kur’an-ı Kerim’de bahsedildiği üzere “Onlara: ‘Yeryüzünde fesat çıkarmayın’ denildiğinde: ‘Biz sadece ıslah edicileriz’ derler.” ise evlilik programı kuranların derdi de evlilik değil, kutsal olan evlilik kurumunu bitirmekti. Evlilik programı adı altında aile kurumunu dejenere etmenin ve ahlâk yoksunu bireyler üretmenin yolunu başka programlarda buldular. Çünkü onların derdi tüm kutsal değerlerimizdi. Din, iman, ahlâk, namus gibi kavramların hayatımızdan yok olmasının yolunu bu kez güya sorunların çözüldüğü, insanların kayıplarını bulduğu, eşlerin barıştığı, cinayetlerin irdelendiği Müge Anlı benzeri programlarda buldular. Hazır Müge Anlı programı da tutmuşken türevleri ile hem reyting elde edecekler, hem de amaçlarına da ulaşabileceklerdi.

En son Esra Erol programında gördük ki eşini kendisinden 28 yaş büyük komşusuyla 2 yıl boyunca aldatan, daha sonra onunla kaçan bir kadın müsveddesi, kendisini arayan kocasıyla canlı yayında yüzleştikten sonra çocuğunun kime ait olduğuna dair DNA raporu yine canlı yayında okundu. Milyonlar nefesini tutmuş çocuk kime ait acaba diye beklerken(!) çocuğun kaçtığı adamdan olduğu söylendi. Kadının sevinci ve “Elhamdülillah” demesi karşısında millet şok oldu. Sosyal medyada Esra Erol programı kapatılsın diye tepki gösterildi. Gerçi şok olacak bir durum kalmadı, toplumumuz için sıradan bir durum haline getirilmişti çoktan…

Müge Anlı programlarında çok farklı şeyler olmadı. 8 kadınla yasak aşk yaşayıp sonuncusu olarak da komşusunu karısının seçen adamın, kadının kocası tarafından katledilişinde kaçak aşk yaşamanın reklamı yapıldı. Babamı arıyorum diye ekranlara çıkanların babasının gayri meşru ilişkileri gözümüzün içine sokuldu. Aynı programda kendisini yeğeni ile aldatan kocasına “erkektir yapar” diyerek hak veren kadınları gördük. Anne ile kızın aynı adamla aşk yaşaması(!)na şahit olduk. Küçük çocuklara istismarda bulunan akrabaları, çocukları katleden katilleri canlı yayında izledik. Daha neler neler… Son olarak da ailesini terk edip gazinolarda para kazanan Aleyna isimli kızın intihar görünümlü ölümü irdelendi. Kızın ölümünün ardındaki sis perdesini aralamaya çalışan Müge Anlı’ya katilin kim olduğunu ben söyleyeyim:

Katil; insanımıza ışıltılı hayatların reklamını yapan medyadır. Dizileriyle zengin, lüks bir hayat süren, konaklarda yaşayan insanları ve onların çarpık ilişkilerini anlatan medya. Dizi fragmanlarında bile öpüşme sahnelerini gözümüzün içine sokan medya. Kokuşmuş hayatları allayıp pullayarak gençleri özendiren; dinimiz, tarihimiz, kültürümüz, toplumumuz ve aile yapımızla zerre alakası olmayan tipleri gençlerimize rol model olarak sunan aşağılık medya…

Hangi medyadan bahsettiğimin bir önemi yok, çünkü hiçbirinin diğerlerinden farkı yok. Al birini vur ötekine. Ama benim dikkat ettiğim özellikle bir grup. Mesela en çok öpüşme sahnesi olan, kimin eli kimin cebinde belli olmayan hayatların anlatıldığı, çocuğun kime ait olduğu bilinmediği türdeki diziler hangi kanalda diye araştırdığınızda karşınıza aşk cinayetlerini aydınlatmaya, evden kaçan kızları bulmaya çalışan, “Çocuğun babası kim? Kapıcı mı, şoför mü? Az sonra…” diye canlı yayınlar yapan programların olduğu kanallar çıkacaktır. Üstelik bu kanal ya da kanal grubunun kendisini muhafazakar olarak lanse etmekte olduğuna; sürekli millî duygular, ahlak ve maneviyat reklamları yaptığına, Ramazan gelince yaptıkları programlarla en dindar kanal havası vermeye çalıştığına şahit olursunuz.

Özetle, gece kurtla beraber canlı yayında sürüye dalıp gündüz çobanla birlikte ağlayan, sonra da koyunları yiyen kurdu çobanla beraber aramaya çıkan bu kanalları evimize sokmakla hata ettik. Onların tek derdi reytinglerdir. Ramazan ayında Hatipoğlu hoca ile, Ramazan’dan sonra ahlak yoksunu dizileriyle reyting yaparlar. Evlilik programı biter, başka programlar başlar ama bir şekilde aile kurumumuzu, ahlaki yapımızı, maneviyatımızı, örf ve geleneklerimizi tahrip etmenin yolunu bulurlar. Üstelik bunu “biz sizdeniz” diyerek yaparlar. Kendilerini öyle kamufle ederler ki Netflix’teki ahlâksız yayınlar için gösterdiğimiz tepkiyi, bunların kanalında âlâsı yapılmasına rağmen gösteremez hale geliriz.

Bilmem tehlikenin farkında mıyız? Gerçi devlet ve millet olarak seyrettikçe, farkında olsak ne değişir bilmiyorum ama yine de hiçbir şey için geç sayılmaz…

Bekir Salih KORKMAZ

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen ad-soyad bilginizi girin