Ana Sayfa DERSLER FIKIH Fıkıh 2. Ünite (Fıkıh İlminin Doğuşu ve Gelişmesi) ÖZET

Fıkıh 2. Ünite (Fıkıh İlminin Doğuşu ve Gelişmesi) ÖZET

1167
0

FIKIH İLMİNİN DOĞUŞU, GELİŞMESİ VE İÇTİHAT

1. Fıkhın Başlangıç Dönemi ve İçtihat

Fıkıh ilminin başlangıç dönemi üç ana başlık altında ele alınır. Bunlar; Hz. Peygamber dönemi, Sahabe dönemi ve Tâbiîn dönemidir.

1.1. Hz. Peygamber Dönemi

Fıkıh ilminin doğuşu, Peygamberimizin hayatta olduğu zamanı kapsar. Bu dönemde vahiy gelmekte ve hükümler yeni ortaya konmaktadır.

Hz. Peygamber’in Mekke dönemindeki tebliği, daha çok inanç esaslarına ve ahlaki konulara yönelik olmuştur. Mekke döneminde fıkhi hükümler azdır. Ancak ele alınan inanç ve ahlak ilkeleri, daha sonraki fıkhi dönemlerin temelini oluşturmuştur.

Medine dönemi ise İslami hükümlerin teşri dönemidir. Bu dönemde fıkıh, yeni oluşan İslam toplumunun temel esaslarını belirlemiştir. Zekât, oruç gibi ibadetler bu dönemde emredilmiştir. İçki, kumar ve faiz gibi yasaklar da bu dönemde yürürlüğe girmiştir.

Hz. Peygamber dönemindeki fıkıh; teşri, kolaylık, tedric ve nesih ilkeleri çerçevesinde şekillenmiştir.

Teşri, yeni hüküm koymak demektir. Hüküm koyma kaynağı Allah ve Resulüdür. Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’de hüküm bildirmediği konularda, Peygamberimiz Allah’ın emriyle hükümler koymuştur.

İslam dininde kolaylık esastır. İslam, insanı sorumlu tuttuğu emirlerin yerine getirilmesinde birçok kolaylaştırıcı hüküm koymuştur. Abdest için su bulamayan kişiye teyemmüm, ayakta namaz kılamayan kişiye oturarak namaz kılma, yolculukta Ramazan orucunu tutmama ruhsatı, bu kolaylaştırıcı hükümlerden bazılarıdır.

Son hükme varmak için aşama aşama, ara hükümler koyarak sonunda esas hükmü ortaya koymaya tedric denir. İçki bu şekilde 3 aşamada yasaklanmıştır.

Nesih, daha önce konmuş bir hükmün yeni bir hükümle yürürlükten kaldırılmasıdır. Önceki hükmü kaldıran yeni hükme nâsih, kaldırılan hükme ise mensuh denir. Mesela Peygamberimiz ilk zamanlarda kabir ziyaretini yasaklamıştı. Sonra ziyarete müsaade etmiş ve önceki hükmünü kaldırmıştır. Peygamber Efendimizin vefatı ile vahiy sona ermiş ve nesih olayı son bulmuştur.

1.2. Sahabe Dönemi

Sahabe dönemi, Peygamberimizin vefatından sonra dört halife ve Emeviler döneminin ilk zamanlarını kapsar. Bu dönemde sahabe içerisinde fıkıh bilgisi ile öne çıkmış ve içtihat etmiş kişiler vardı. Sayısı yüz bini aşkın sahabe, müçtehit sahabileri taklit ederek onların fetvalarıyla amel etmişlerdir.

Sahabe, hata yapma endişesinden dolayı, kendi reyleri(görüşleri) ile içtihat yapmak yerine çoğunlukla şûra yoluyla içtihat yapmayı tercih etmişlerdir. Böylece sahabe icması ortaya çıkmıştır.

Sahabeden en çok fetva verenler şunlardır:

Hz. Ömer, Hz. Ali, Hz. Âişe, Hz. Zeyd b. Sâbit, Hz. Abdullah b. Ömer, Hz. Abdullah b. Mes’ûd, Hz. Abdullah b. Abbas, Hz. Übey b. Kâ‘b, Hz. Enes b. Mâlik, Hz. Ebû Bekir, Hz. Osman, Hz. Ebû Hüreyre ve Hz. Ebü’d-Derda.

1.3. Tâbiîn Dönemi

Emeviler devrinin sonlarını teşkil eden dönemdir. Bu dönemde Medine, Mekke, Basra, Kûfe, Şam ve Mısır’da sahabenin öğrencileri olan tâbiîn fakihleri, dinî hayata yön veriyorlardı. Fıkhın alanı genişlemiş, büyük şehirlerde fıkıh meclisleri oluşmaya başlamıştır. Hoca ve bölge farklılığından dolayı ekoller/mezhepler ortaya çıkmıştır.

Tâbiîn döneminde iki fıkıh merkezi ön plana çıkmıştır: Hicaz (Medine) ve Irak (Kufe).

Hicazlılara, daha çok hadis ve sahabi görüşüyle fetva verdikleri için “ehli eser”; Iraklılara ise ağırlıklı olarak içtihat ile fetva verdikleri için “ehli rey” adı verilir.

Tâbiîn döneminde fukaha-i seb’a adı verilen Medineli yedi fakih şunlardır:

  1. Urve b. Zübeyr
  2. Said b. Müseyyeb
  3. Ebû Bekir b. Abdurrahman
  4. Ubeydullah b. Abdullah
  5. Harice b. Zeyd b. Sabit
  6. Kasım b. Muhammed b. Ebû Bekir
  7. Süleyman b. Yesâr

1.4. İçtihat

İçtihat ( اِجْتِهَاد ) kelimesi sözlükte, bir şeye ulaşabilmek için bütün gücü harcamak anlamına gelen ( جَهَدَ ) fiilinden türemiş bir mastardır. Fıkıh usulü terimi olarak içtihat, fakihin bir şeri hüküm hakkında bilgiye ulaşmak için bütün gücünü harcaması demektir.

İçtihat ehliyetine sahip olan âlim kişiye müçtehit denir. Fıkıh literatüründe fakih ve müfti kelimeleri de benzer anlamda kullanılmıştır.

1.4.1. İçtihat ve İçtihadın Konusu

Bütün şeri hükümler içtihada konu olamaz. İçtihat, sadece hakkında kesin hüküm bulunmayan bazı meselelerde söz konusu olur. Mesela 5 vakit namaz, Ramazan orucu, zekat ve hac ibadetlerinin farz oluşu hakkında kesin ve net bir şekilde emredildikleri için içtihat yapılmaz.

Kurban Bayramı’nda kurban kesme hükmü hakkında ise delilinde kesinlik olmadığı, farklı yorumlara müsait olduğu için içtihat yapılabilir. Kurban kesmek, Hanefi mezhebine göre vacip, diğer mezheplere göre ise sünnet sayılmıştır.

1.4.2. İçtihadın Şartları

İçtihat, uzmanlık derecesinde ilmî bir faaliyettir. Dolayısıyla içtihat yapmak için yeterli donanıma sahip olmak gerekir.

Bir Müçtehidde Bulunması Gereken Şartlar:

  • Müçtehit, öncelikle dinin temel kaynakları olan Kur’an-ı Kerim ve Resulullah’ın (s.a.v.) sünnetini bilmelidir.
  • Kur’an ve sünneti anlayabilecek derecede Arapçayı bilmelidir.
  • Fıkıh ilmini ve tarihini bilmelidir.
  • Fıkıh usulü dediğimiz kaynaklardan hüküm çıkarabilmenin yol ve yöntemlerini iyi bilmelidir.
  • İcma edilmiş konuları bilmelidir.
  • Nasih-mensuh konsunu bilmelidir.
  • Toplumun değişen hayat şartlarını ve ihtiyaçlarını bilmelidir.
  • Dinin genel amaçlarını bilmelidir.

Buraya kadar fıkıh ilminin doğuşu, gelişmesi ve içtihat konusunu işledik. Burdan sonraki bölümde mezhepler, mezheplerin doğuşu ve mezhepler sonrası gelişmeleri işleyeceğiz.

Ünitenin ikinci bölümüne gitmek için TIKLAYINIZ.

Ünite ile alakalı soru çözmek ve bilgilerinizi pekiştirmek için TIKLAYINIZ.

Okur, yazar, düşünür, paylaşır, imam hatip sevdalısı bir muallim...

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız!
Lütfen ad-soyad bilginizi girin