Ana Sayfa KUR'AN-I KERİM DUHA'DAN AŞAĞISI Alâk Suresi ve Anlamı

Alâk Suresi ve Anlamı

2

Alâk Suresi ve Anlamı

Alâk Suresi Hakkında Bilgi:

Alâk suresi, adını ikinci ayette geçen “alâk” kelimesinden almıştır. Sure, “ikra” yani “oku” kelimesiyle başladığı için ona “ikra suresi” de denilir. Kalem kelimesi geçtiği ve kalemle öğretmenin öneminden bahsettiği için bazı âlimler “kalem suresi” de demiştir.

Alâk Nedir?

Alâk, sözlükte “kan pıhtısı, bir şeyin bir şeye tutunması, bir kimsenin biriyle alaka kurması” anlamlarına gelir.

Erkeğin spermiyle döllenmiş dişi yumurtadan bir hafta zarfında oluşan hücre topluluğunun rahim duvarına tutunmuş hali demektir.  Tıpta buna “embriyo”, bir diğer adıyla “zigot” denir. Yani “alâk” kavramının tam karşılığı olarak embriyo diyebiliriz.

19 ayetten oluşan Alâk suresi, Mekke’de inmiştir.

İlk beş ayeti Hz. Peygamber’e gelen ilk vahiy olduğundan ilk inen sure kabul edilir. Mushaftaki sıralamada 96. suredir. Bu ayetlerin inmesinden sonra vahiy bir süre kesilmişti ki bu süreye “fetretü’l-vahiy dönemi” denir. Daha sonra Müddessir suresinin inmesiyle fetret dönemi sona ermiştir.

İlk beş ayetten sonra geri kalan 14 ayetin Ebû Cehil hakkında indiği rivayet edilmiştir.

Dikkat: Surenin son ayeti secde ayetidir.

Alâk Suresini Oku:

Alâk Suresini Dinle:

Alâk Suresini Dinle 2:

Alâk Suresinin Meali:

1,2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı “alak”dan yarattı.

3. Oku! Senin Rabbin en cömert olandır.

4,5. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana bilmediğini öğretendir.

6,7. Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.

8. Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir.

9,10. Sen, namaz kıldığında kulu (bundan) engelleyeni gördün mü?

(Ebu Cehil, “And olsun, eğer Muhammed’in namaz kıldığını görürsem onun boynunu ezeceğim” demiş ve bir gün bu dediğini yapmaya kalkışmıştı. Fakat daha yanına varınca gözüne ateş hendeği ve bazı kanatlılar gözükünce titreyerek geri dönüp kaçtı. Ayetler, bu olaya ve Hz. Peygamber’in ilâhî koruma altında olduğuna işaret etmektedir. )

11,12. Ne dersin, ya o (engellenen kul) hidayet üzere ise; ya da takvayı (Allah’a karşı gelmekten sakınmayı) emrediyorsa!

13. Ne dersin engelleyen, Peygamber’i yalanlamış ve yüz çevirmişse!

14. O Allah’ın, her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?

15,16. Hayır! And olsun, eğer vazgeçmezse, muhakkak onu perçeminden; o yalancı, günahkâr perçeminden yakalarız.

17. Haydi, taraftarlarını çağırsın.

18. Biz de zebanileri çağıracağız.

19. Hayır! Sakın sen ona uyma; secde et ve Rabbine yaklaş.

İlk Vahiy Nasıl İndi?

Allah’ın(c.c.) bir emri, hükmü veya bilgiyi peygamberine gizli olarak bildirmesi anlamına gelen vahiy ilk insan Hz. Âdem ile başlar. Allah, ilk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem’den son peygamber Hz. Muhammed(s.a.v.)’e kadar pek çok peygamber göndermiş ve peygamberlere vahyetmeye devam etmiştir. Hz. Muhammet ile vahyin inişi son bulmuştur.

Allah tarafından kalbi rüyalarla vahye ve manevi âleme hazırlanan Hz. Muhammet (sav), altı ay boyunca sadık rüyalar görmüş; bu rüyalar aynen gerçekleşmiştir.

Miladi 610 yılında, kainatın Efendisi kırk yaşında iken âdeti olduğu üzere Ramazan ayını Hira mağarasında tefekkür, ibadet ve dua ile geçiriyordu.

Ramazan ayının (muhtemelen) 27. Gecesi olan Kadir Gecesi’nde ilk vahiy geldi. İlk vahyin nasıl geldiğini Hz. Peygamber şöyle anlatmaktadır:

“Seher vakti Cebrail yanıma gelerek bana:

– Oku, dedi.

– Ben okuma bilmem! dedim.

Beni kucaklayıp takatim kesilinceye kadar sıkmaya başladı. Bir süre sonra serbest bıraktı. Tekrar:

– Oku, dedi. Ben:

– Ne okuyayım? diye sordum.

Bir şey söylemeden tekrar beni tutup sıkmaya başladı. Biraz sonra yeniden bıraktı. Üçüncü kez beni bıraktıktan sonra:

‘Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir alaktan (embriyodan) yarattı. Oku! Rabbin kerem sahibidir. Kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmediğini öğretti.’ ayetlerini indirdi.

Korku ve endişeden titriyordum. Eve vardığımda:

– Beni örtün, beni örtün! diyebildim. Beni sarıp örttüler. Sakinleşince yattığım yerden doğruldum.

– Hatice, bana ne oluyor? Helak olmaktan korkuyorum, diyerek gördüklerimi anlattım. Beni teselli eden Hatice:

– Endişe etme! Yemin ederim ki Allah hiçbir vakit seni utandırmaz. Çünkü sen; akrabalarını görüp gözetir, zorda kalanlara yardım eder, ihtiyaç sahibinin ihtiyacını giderir, misafire ikram edersin. Sıkıntı anında Hakk’ın yanında yer alır, haklıya yardım edersin, dedi…

Hz. Hatice, Peygamberimiz’i amcasının oğlu Varaka b. Nevfel’e götürüp olanları bir de Varaka’ya anlatmasını istedi. İncil ve Tevrat’a hâkim yaşlı bir Hıristiyan olan Varaka, Allah Resulü’ne(s.a.v.) gördüğünün bütün peygamberlere ilahi emirleri ulaştıran vahiy meleği Cebrail(a.s.) olduğunu söyleyerek onu peygamberlikle müjdeledi. Ardından da:

– Seni yalanlayacaklar, sana savaş açıp bu şehirden çıkaracaklar. Şayet o günlere ulaşırsam mutlaka sana yardımcı olacağım, dedi.

Bunun üzerine Rasulullah Efendimiz:

– Onlar beni çıkaracaklar mı, diye hayretle sordular. O da:

– Evet! Zira senin gibi bir şey getirmiş (yani vahiy tebliğ etmiş) bir kimse yoktur ki düşmanlığa uğramasın. Şayet senin davet günlerine yetişirsem sana bütün gücümle yardım ederim, cevabını verdi. Ondan sonra da çok geçmeden Varaka vefat etti.

Alâk Suresini indirmek için tıklayınız.

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here